• Haberler
  • Pol-Analiz
  • Ayhan Bilgen Politik Adam'a Konuştu: 18 Mart'ta Deklarasyon Nevruz'da Parti

Ayhan Bilgen Politik Adam'a Konuştu: 18 Mart'ta Deklarasyon Nevruz'da Parti

Yeni Parti kurma hazırlığı yapan  eski Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen genel yayın yönetmenimiz Fehmi Çalmuk'un BBNTÜRK ekranlarında  sunduğu Politik Adam Programında önemli açıklamalarda bulundu. Parti kuruluşunda ülkücü hareketten olanların da yer aldığını belirten Ayhan Bilgen, geçmişte pişmanlık duyduğu konularla yüzleşeceklerini söyledi. HDP'nin Oyu taşıyamadığını da belirten Ayhan Bilgen 'şiddeti siyasetin dışına itmeye dönük çabayı sonuna kadar sürdürdük ama Türkiye siyasetindeki o tıkanıklığı aşma imkanı kalmadı.' dedi. Bilgen kamuoyunu sarsacak önemli açıklamalarda bulundu.

Yeni Partisi’ni  Çanakkale Zaferinin yıl dönümü 18 Mart’ta bir deklarasyon açıklamayı planlayan eski Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen, parti kurucuları arasında ülkücü hareketten gelen isimlerin de bulunduğunu belirtti. Bilgen “ geriye dönük bir sorgulamaya girmek istemiyorum sonuç olarak yeni bir yola çıktık. Ama sonuç itibariyle ben geçmişte yaptıklarımdan pişmanlık duyuyorum tabii ki eksikliklerimizle yüzleşeceğiz” dedi. 

 

Yeni Parti kurma hazırlığı yapan  eski Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen genel yayın yönetmenimiz Fehmi Çalmuk’un BBNTÜRK ekranlarında  sunduğu Politik Adam Programında önemli açıklamalarda bulundu. HDP’den ayrılma sürecini “sonuçta elimizden geldiğince o barışçı dili, adalete dayalı, özgürlüğe, eşitliğe dayalı dili, şiddeti siyasetin dışına itmeye dönük çabayı sonuna kadar sürdürdük ama Türkiye siyasetindeki o tıkanıklığı aşma imkanı kalmadı.” diye yorumlayan Ayhan Bilgen, terör örgütünün kendisini bir köşe yazarı üzerinden iki kere tehdit ettiğini  ifade ederek “Ben bunu önemsemem. Hani o meşhur tabirle, demirden korkuyorsanız zaten trene binmeyeceksiniz. Yazıdaki vurgu, HDP’yi bölmek için mi parti kurduğumuz yönündedir. Biz ne bir partiye karşıyız, ne bir partiyi bölme derdindeyiz, ne bir partinin devamı niteliğindeyiz.” diye konuştu.
 

Genel Yayın Yönetmeniz Fehmi Çalmuk’un yaptığı röportaj şu şekilde:
M- Yeni Parti kurma çalışmaları konusunda kamuoyunun ilgiyle takip ettiği eski Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen. Sayın başkan hoş geldiniz. 

Ayhan Bilgen: Hoş bulduk. Teşekkür ederim.

M-Hani bilirsiniz siyasette, başkan olduktan sonra hep başkansınız. Sayın başkan diye hitap etmeyi, Sayın Bilgen diye hitap etmeyi Arzu ediyorum. Şimdi Herkes merak ediyor, lütfen sorun, yeni parti ne zaman kuruluyor? Gerçekten bu parti kurma çalışmalarınız ne durumda? 

Ayhan Bilgen: Biz aslında başta planladığımız tarihe yani mümkün olduğunca uymaya çalışıyoruz. Mart ayı içerisinde diye ifade etmiştik. Son aşamasına geldik diyebiliriz. Hazırlıklarımızı hemen hemen tamamlıyoruz, bölge toplantıları yapıyoruz. Belki birkaç haftalık bir sarkma, gecikme olacak. Biz sembolik olarak 18 Mart Çanakkale haftası ve Nevruz’u buluşturan haftada kurmayı arzu ediyorduk. Hem Türkiye’nin tarihsel birlikteliğine vurgu yapmak hem de bahara, berekete, barışa vurgu yapmak için, bu tarihte bir deklarasyon yayınlayacağız, birkaç hafta içinde de başvuru yapılmış olacak.

M-Yani siyasete bir cemre düşecek.

Ayhan Bilgen: Evet, aslında biz son üç bölge toplantımız cemrenin havaya, suya ve toprağa düştüğü tarihlerde denk geldi tabi önemli olan cemrenin gönüllere, yüreklere düşmesidir. Toplumda bir umudun, bir inancın uyanması gerekiyor. 

M-Ayhan bey, şunu sormak istiyorum, Türkiye’de sayabildiğiniz kadar Yüksek Seçim Kurulu, seçime girebilecek partileri belirli dönemlerde açıklıyor ama bu kadar parti enflasyonu olan bir ülkede yeni bir parti kuruyorsunuz, kurmak için yola çıktınız. Hedeflerinizi, ilkelerinizi, öngörülerinizi soracağım da hani bu kadar gerekli mi yeni parti?

SEÇMENİN %45’İ MUHALETİN SORUNLARI ÇÖZECEĞİNE İNANMIYOR

Ayhan Bilgen: Fehmi bey, biz yaklaşık 6-7 ay bu konuyu tartıştık. Ben cezaevinden çıktığım tarihten bu yana hemen hemen partilerin büyük kısmıyla görüşmeler yaptım, birçoğunun genel başkanlarıyla, başkan yardımcılarıyla, ya Türkiye siyasetinde bir tıkanma var ve bizim derdimiz bir tanede bizim tabelamız olsun, bizimde bir rozetimiz olsun falan değil. Türkiye siyasetinde hala ciddi bir tıkanıklık var, ciddi bir kriz var, siyaseten aşılamayan bir tablo var, dolayısıyla toplumsal ihtiyaç varsa siyasette boşluk vardır. Siyasetin en temel verisi ihtiyaçtır. Yani bugün itibariyle Türkiye’nin temel sorunlarını çözmek konusunda iktidar muhalefet ilişkisi, siyasi partilerle toplum ilişkisi, partilerin tabanlarıyla üst yönetim arasındaki ilişkideki yapısal sorunların biz ciddi bir ihtiyaç olarak kendisini dayattığını düşünüyoruz. Bu anlamda 130 civarında parti var ama hala ciddi bir kararsız seçmen var. Ya da kerhen oy veren seçmen var. Yani birine yakın olarak, birine kızgınlığına başka bir partiye oy verme arzusu taşıyan insanlar var. Muhalefete oy vereceğiz ama muhalefetin ülke sorunlarını çözeceğine olan inancımız düşük diyen neredeyse %45’lerde bir seçmen kitlesi var. Dolayısıyla burada esas olan şey, siyasi partilerin penceresinden bakmak değil, toplumun penceresinden bakmaktır. Toplum bugün itibariyle hala siyasete karşı güven bunalımı yaşıyorsa, hala siyasetçiden umudu kırıksa, hayal kırıklığı yaşıyorsa bu durumda siyasette yeni bir tarza, yeni bir dile ihtiyaç var demektir.

SİYASETTE GEÇMİŞTEN ALDIĞIMIZ KAVGALAR ANLAMINI YİTİRDİ

M-Bunula ilgili konuşalım da her yeni kurulan siyasi parti, affınıza sığınırım bir kurtarıcı gibi çıkıyor, daha sonra da o siyasi partinin ülkeyi kurtarmak için bir mücadelemiz var. Nerdeyse son iki yıldır solda ve sağda diyebileceğimiz, mesela solda hem Muharrem İnce’nin, Şişli eski Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün partisi kuruldu. Öbür tarafta eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, eski Başbakan yardımcı Ali Babacan’ın partisi kuruldu ve halende yeni parti arayışları var. Peki sizin süreç liderliğimi yaptınız diyelim, yeni parti oluşumu nerede konumlanacak, sağda, solda, islami kesimde, hani siz Türkiye partisi mi olacaksınız, yoksa en son durağınız olan siyasi partide bıraktığınız noktada bir bölgeye hitap eden bir siyasi parti mi olacaksınız?

Ayhan Bilgen: Fehmi bey, bir kere ben siyasette hayatımın hiçbir döneminde lider kurtarıcılığına inanmadım, bunu da her seferinde ifade ettim, HDP içerisinde de paylaştım, HDP dışında da. Kişi merkezli hayat kurtarma umutları hayal kırıklığına uğrar. Kişiler bir efsane gibi büyüyebilir ama bir toplumsal mücadeleye dayanmıyorsa, bir kadro hareketine dayanmıyorsa, bir fikri yeni duruşa dayanmıyorsa, kişi merkezli siyaset her zaman büyük riskler taşır. Dolayısıyla, ne kişi karşıtlığı ne de kişi yandaşlığı üzerine siyaset kurmamak lazım. Türkiye siyasetinde aslında geçmişten aldığımız kavgalar anlamını yitirdi. Bence en önemli handikap bu zaten. Bizim siyasi ekollerimiz Osmanlı’nın son dönemindeki siyaset ekolünün devamı niteliğindedir. Yani Osmanlının son döneminde, 2. Meşrutiyet döneminde, hangi siyasi gelenekler varsa hangi dergiler, hangi akımlar varsa bugünkü siyasi partiler kendilerini hala oradan takip ediyor.

HEPİMİZ İTTİHAT TERAKKİNİN UZANTILARIYIZ

M-O zaman size soracağım, İttihat Terakki hangi partide devam ediyor?

Ayhan Bilgen: Hepimiz o anlamda İttihat Terakkinin uzantılarıyız. İttihat Terakkinin dönemleri var biliyorsunuz, farklı dönemlerde farklı akımlar egemen oluyor İttihat Terakki’de. Ama şurası önemli, dünya değişiyor, sosyoloji değişiyor, insanlar değişiyorken, siyaset değişime direniyorsa, değişime ayak sürüyorsa, değişim talebine öncülük edemez. En büyük sıkıntımız bence bu siyasette, biz hala 100 yıl 120 yıldır aynı sözü tekrarlıyoruz. Oysa bugünün dünyasında özellikle gençler yeni bir söz, yeni bir yaklaşım, yeni bir sentez duymak istiyor. Biz hala eski yüzyılın sloganlarıyla siyaset yapmaya kalkıyoruz o yüzden ben eski şablonları hiçbir şekilde kabul etmiyorum. Arkadaşlarımızla bunu çok net tartışıyoruz. Biz siyasi parti Fehmi bey, hem vatansever, yurtsever olabilir hem emekten yana olabilir hem özgürlükleri önemseyebilir hem ahlakı değerleri önemseyebilir. Bunlar birbirinin alternatifi değildir, birbirinin hasmı, birbirinin rakibi kavramlar değildir. 

M-Ama kutuplaşmada bir taraf olmak siyasi olarak kendi varlığını sürdürmenin bir gerekçesi olarak görülüyor. 
Ayhan Bilgen: Bu kolaya kaçmaktır, hazır bir mahallenin duygularını gıdıklamak, ya da onları tahrik etmek siyasette en kolay oy toplama yöntemidir. Ama bu fanatizm tam da çözümü zorlaştırıyor, siyasi liderleri esir alıyor aslında.

MAHALLE SİYASETİ YAPMAYACAĞIZ

M-Peki, pas attığınız için söyleyeceğim de yeni kurduğunuz parti hangi mahallenin partisi olacak?

Ayhan Bilgen: Biz Türkiye’de artık mahalle siyasetinin bitmesi gerektiğini düşünüyoruz. Birlikte yaşıyoruz, birbirimizi anlamaya, birbirimizin değerlerine saygı duymaya, birbirimizin kültürünü öğrenmeye ihtiyacımız var. Asla bir mahallenin, bir başka mahalle üzerinde ne inançsal, ne etnik kökenden kaynaklı ne başka bir nedenden baskı kurmasını kabul etmiyoruz. Dolayısıyla bizim partimizde Türkiye’de ne varsa, Türkiye’de hangi kültürler, hangi inançlar, hangi gelenekler varsa hepsinin eşit söz sahibi olmasını istiyoruz.

ŞİDDETİ SİYASETİN DIŞANA ATMAYA ÇALIŞTIM AMA TIKANIKLIĞI AŞAMADIK

M- Sormadan edemeyeceğim, sizi tanıyan, geçmişinizi, backgroundunuzu bilen hangi düzlemde hangi mücadeleleri yaptınız insan hakları aktivisti olarak bilen, HDP’de neden olduğunuzu anlamakta zorluk çeken çok önemli bir toplum kesimi var. Bunu sormadan edemeyeceğim, HDP konusuna çok girmek istemiyordum ama şimdi HDP’ye gitmek, orada siyaset yapmak, sizin hayat mücadelenizde yeri nedir, nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir yanlış, bir hata yoksa gerçekten bir gereklilik, bir siyasi tavır olarak mı görüyorsunuz?

Ayhan Bilgen: Fehmi bey bu ülkede birlikte yaşıyoruz ve dolayısıyla bu coğrafyadaki bütün sorunların, demokratik yollarla çözülmesine, barışçıl bir şekilde çözülmesine ben hayatımın her döneminde temel ilke edindim. Dolayısıyla da Mazlumder sonrasında HDP’ye giriş sürecimiz aslında bu ülkede daha fazla kan akmasın, ne Kürt gençleri ne asker ne polis kimse hayatını kaybetmesin, trilyonlarımızı, yıllarımızı artık çatışmaya, şiddete vermeyelim, çocuklarımızı kurban vermeyelim. Bu sorun artık barışçıl yolsan çözülsün kaygısıyla arzusuyla siyasete girdim ben yoksa benim kişisel olarak siyaset yapma beklentim bir kariyer beklentisi değildi ama gücümüz bu kadar yetti. Yani sonuçta elimizden geldiğince o barışçı dili, adalete dayalı, özgürlüğe, eşitliğe dayalı dili, şiddeti siyasetin dışına itmeye dönük çabayı sonuna kadar sürdürdük ama Türkiye siyasetindeki o tıkanıklığı aşma imkanı kalmadı.

HDP %13’ÜN HAKKINI VEREMEDİ

M-Gücünüz mü yetmedi parti içinde yoksa toplumsal olarak arkaya aldığınız o rüzgarın etkisi mi düştü diyelim? 
Ayhan Bilgen: Tabii ki orada bizimde siyasi yetmezliklerimiz olabilir, siyasetçi kendini eleştirmeyi bilmeli, öz eleştiri yapmadıkça başkasını eleştirmenin çok anlamı yok. Kendimi de dahil ediyorum, sonuç olarak ben 7 Haziran sürecini yani HDP’nin kurulduğu dönemin Türkiyelileşme iddiasını değerli görüyorum. Türkiye siyasetine de önemli bir katkı yaptığını düşünüyorum. Bu anlamda da zaten toplum gereken ilgiyi gösterdi, %13’lere varan bir oy verdi. Ama ne yazık ki biz bunun hakkını veremedik yani bunun gereğini yerine getiremedik.

PİŞMANLIK DUYUYORUM YÜZLEŞECEĞİZ

M-Toplum için bir hayal kırıklığı, 

Ayhan Bilgen: Ne yazık ki ama orada geriye dönük bir sorgulamaya girmek istemiyorum sonuç olarak yeni bir yola çıktık. Ama sonuç itibariyle ben geçmişte yaptıklarımdan pişmanlık duyuyorum tabii ki eksikliklerimizle yüzleşeceğiz. Ama asıl daha önemlisi Türkiye acilen ve hızlı bir çözüm siyasetine ihtiyaç duyuyor. Bu çözüm sadece Kürt sorunu falan değil, ekonomide de, dış politikada da, insan haklarında da siyasetin sorun çözme kapasitesini yakalaması lazım. Siyaseti kilitlersek, herkes kendi durduğu yerden siyaseti kilitlerse ülkenin can yakıcı sorunları çözüm bekler. Ben bu anlamda yeni açılımlara, yeni yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. 

ANNELER HEVESLERİ KURSAĞINDA BEKLİYORLAR
M-Yani şimdi bu tıkanıklık siyasi kültürde de var. Mesela programın başında dediniz ki biz Nevruz kutlamalarına veya 18 Mart’a parti sürecini hazırlamak istiyoruz. Bu bizi izleyen izleyiciler için çok anlamlı bir ifade. Ama Diyarbakır’da anneler var, HDP merkezinin önünde, Cumartesi anneleri de vardı şimdi anneler var çocuklarını hasretle bekliyorlar. Yani burada bu Diyarbakır’daki anneleri ziyaret etme fikri, öngörüsü yani dünyanın sonunu mu getirir, yani gitse birlik ve beraberlik mesajı verilse, CHP’de gidecek, onu anlatacağım, Meral hanım’da, İYİ parti de gidiyor, sanki o olaya hiç dokunmadan geri geliyor. Yani birlik beraberlikse bu ülkede yara almış, Türk Silahlı Kuvvetleri, güvenlik güçleri, şehit ailelerine, çocukları terör örgütleri tarafından kaçırılmış aileler konusunda da bir duyarlılık, bir demeç, bir yanlarında olma ifadesi bir siyasi için zor mu?

Ayhan Bilgen: Fehmi bey, burada bir kere annelerin duyguları hangi korkular hangi umutlara dayanıyor olursa olsun, siyasi her türlü çekişmenin üzerindedir. Bir annenin gözyaşlarından daha önemli hiçbir şey olamaz. Dolayısıyla biz bütün bu siyasi polemikleri geride bırakmalıyız, siyasi hesapları bir tarafa bırakmalıyız ve ister Cumartesi annesi, ister barış annesi, ister asker annesi, ister Diyarbakır’daki anneler, sonuçta anneleri ayırt etmeden, anneleri siyasi aidiyetlere göre tasnifini yapmadan, onların taleplerini siyasette baş üstüne koymamız gerekir. Dolayısıyla da biz siyaset olarak genellikle toplumu kamplaştırmayı tercih ediyoruz, oysa tersini yapmalıyız. Siyasetteki buluşmalardan siyasetin kendisine ders çıkarması gerekiyor. Buna ne yazık ki eski ezberlerimiz, eski önyargılarımız, korkularımız yüzünden gerçekleştiremiyoruz dolayısıyla annelerde hevesleri kursağında bekliyorlar. 

ŞÖHRETLER KADROSU KURMA PEŞİNDE DEĞİLİZ
M-Şimdi vakti iyi değerlendirmek için biraz hızlıca geçeceğim. Sizden de böyle cevaplar bekliyorum. Parti çalışmasında şu isimler var, bu isimler çıktı, hani bunu söylemek durumda değilsiniz ama parti çalışmanızda kimler var? Yani beklendiği gibi eski siyasi yüzler, toplumu geren isimler, toplumun sinir ucuna dokunan isimler mi var belki bu toplum bakış açısında, yepyeni bir vizyonla isimler mi var?

Ayhan Bilgen: Tabi biz bu 5-6 ayda yürüttüğümüz tartışmalarda, siyasi partiye ihtiyaç var mı, yoksa bir Sivil Toplum kuruluşu, siyasi hareket gibi devam edebilir miyiz tartışmasını yaptık. Ve bu tartışmalar sırasında çok sayıda görüşmeler yaptık. Birlikte uzun tartışmalar yaptığımız arkadaşlarımız var. Bir kısım arkadaşımız bir siyasiden partiden çok bir sivil insiyatife, bir düşünce kuruluşuna ihtiyaç olduğu kanaati ile mutfakta çalışmayı, bize destek olmayı, bize yol gösterecek düşünsel etkinliklerde bulunmayı teklif ettiler. 

M-Bir tedirginlik, bir korku mu var?

Ayhan Bilgen: Yo, hayır öyle değil, daha çok aslında zamanlama itibariyle tabi siyaset bir risk alma işidir. Bugün itibariyle kutuplaşmanın çok sertleşmesi dolayısıyla, yani iktidar ve muhalefet kutuplaşmasında sözümüzü siyasi zeminde yeterince duyuramayız, kendimizi yeterince anlatamayız, süre kısa, seçime bir yıl var gibi kaygı taşıyan arkadaşlarımız oldu. Biz onların kaygılarını haklı buluyoruz, değerli buluyoruz ama biz tamda zor zamanda siyaset yapmak gerektiğini düşünüyoruz. Ben bu anlamda sadece şunu söyleyeyim çok uzatmadan, biz sessiz çoğunluğun siyasetini yapmak istiyoruz. Türkiye’de zaten insanlar bu anlamda eski yüzlerden yorgun düşmüş durumdalar. Zaten Türkiye’nin bu halde olmasının sebebi eski siyasetçiler, biz hiç şöhretler kadrosu arayışı içinde değiliz. Tam tersine şimdiye kadar siyasete hiç girmemiş, siyasetten özellikle uzak durmuş, siyasetin kirlettiğini, yozlaştırdığını düşünen ama şimdi çaresiz siyasetten başka da çare yok diyen insanlarla yola çıkacağız.

ÖRGÜT TEHDİTİ KÖŞE YAZARLARI KANALIYLA YAPTI

M-Peki Ayhan Bilgen bu süreçte hiç tehdit aldı mı?

Ayhan Bilgen: Bir takım tehdit mesajları köşe yazıları yazan yazarlar tarafından paylaşıldı, sosyal medyada da böyle şeyler zaman zaman yapıldı ama ben bunu önemsemem. Hani o meşhur tabirle, demirden korkuyorsanız zaten trene binmeyeceksiniz. Yani bu tehditler gerçekten sahici bir özne tarafından mı yapılıyordu, yoksa sosyal medyada insanlar kendi kendilerine mi uyduruyordu yani nihayetinde işte bir köşe yazarı iki kere yazdı bunu, yani bir belgenin ele geçirildiğini, 

M-Ne diyor size?

Ayhan Bilgen: Bir örgüt tarafından bana yönelik.

M-Yani HDP’nin bağlı olduğu Kandil diyaloğuyla, bunların yapısıyla mı bir parti kuruyorsun veya kamuoyunda, Ayhan Bilgen devlet tarafından örgütlenmiş bir kontrgerilla gibi parti mi kuruyor acaba?

Ayhan Bilgen: Daha çok benim belirttiğim yazıdaki vurgu, HDP’yi bölmek için mi parti kurduğumuz yönündedir. Biz ne bir partiye karşıyız, ne bir partiyi bölme derdindeyiz, ne bir partinin devamı niteliğindeyiz. Biz Türkiye’de yeni bir siyasete, yeni bir buluşmaya ihtiyaç olduğunu söylüyoruz. Biz bambaşka bir söz söylüyoruz, bambaşka bir buluşmayı gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Türkiye’de siyasetin eski tarzının geride kaldığını düşünüyoruz. Biz yeni bir tarz inşa etmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla ne o polemik ne öbür polemik bizi çok ilgilendirmiyor.

BAĞIMSIZ DA GİREBİLİRİZ PARTİLERİN TEKLİFLERİNİ DE DEĞERLENDİREBİLİRİZ

M-Şimdi, Türkiye seçimlere yaklaşıyor üst başlığıyla anladığım partinizi seçimlere girecek gibi zaman yetiştirmek istiyorsunuz?

Ayhan Bilgen: Evet, biz kesinlikle seçimlere her şart altında yetiştireceğiz, erken olursa başka tedbirlerimiz var, başka planlarımız var.

M-Mesela, bağımsız mı?

Ayhan Bilgen: O da bir seçenektir. Onu da tartışacağız çünkü genelde güçlü insanlar ile siyaset yapmanız lazım, eğer kendi toplumunda, kendi yerelinde bir karşılığı yoksa Ankara’da aktivist siyaseti yapanlarla siyasi parti kurmanın bir anlamı yok. Türkiye’de biliyorsunuz özellikle Ankara’da böyle yeni oluşumlar olsun diye bekleyen yüzlerce eski siyasetçi var. Yani onlar sokakta, halkın içerisinde kendi memleketinde eğer bir karşılık ifade etmiyorlarsa, bir partinin kurucusu olmaları da bir şey ifade etmez. Biz bu anlamda hani zaten bir şöhretler kadrosu arayışında değiliz. Yerelde güçlü isimlerle bağımsız da yapabilirsiniz ama ben hazır kurulu bazı partilerin bize teklifleri oldu yani dediler ki siz yasal prosedürde yetiştiremezseniz, bizim partimiz bu konuda sizin çizginizi önemsiyor, arayışınızı değerli görüyor

İTTİFAKLARA KAPIMIZ KAPALI DEĞİL

M-Kimler diye sorsak?
Ayhan Bilgen: Yani çok isim vermeyeyim, şöyle söyleyeyim, kurulmuş, kurumu da altına imzamızı atabileceğimiz nitelikte, herkesi kapsayan, kuşatan ama çok görünür olmamış siyasi partiler bunlar, çok sağ, sol değil aslında insan merkezli partiler, yeni siyaset arayışı olanlar, bütün Türkiye’ye hitap etme anlayışıyla kurulmuş partiler, 
M-İttifaklardan birini tercih etme noktasında mısınız?
Ayhan Bilgen: Hayır, bunu çok net bir biçimde söylüyoruz. Biz bir ittifaka dahil olmak arzusu ile yola çıkmadık. Biz toplumla ittifak kurmak, toplumla buluşmak istiyoruz, toplumun farklı kesimlerini aynı siyasi hareket içinde bir araya getirmeyi her şeyden daha değerli görüyoruz. Gayet tabi ittifaklara kapımız kapalı değil ama bugün itibariyle arayışımız daha çok yerel siyaseti inşa etmek, toplumsal siyaseti inşa etmek, seçim geldiğinde biz sözümüzü topluma söyleriz, toplum bizi nereye layık görüyorsa orada siyaset yaparız. 

EKONOMİK SORUNA ODAKLANMALIYIZ

M-Peki süreç liderliğini yaptığınızı belirttiniz, bizim öngörümüzle, bu partinin çok yakın ve uzak durduğu siyasi partiler vardır. 

Ayhan Bilgen: Biz kutuplaştıran dile karşıyız. Kamplaşma siyasetine karşıyız. Dolayısıyla ötekileştirmeye, nefret söylemine karşıyız, empati yapmaktan yanayız, Türkiye siyasetinde empatiye ihtiyaç var. Şunu hep söylüyoruz, diyoruz ki örneğin bir alevinin sorunu varsa bunu dindar dillendirmeli, bir Kürt’ün sorunu varsa bunu Türk dillendirmeli. Dolayısıyla biz bu ilişkiyi bu şekilde kurabilirsek o zaman ancak toplumsal barış içerisinde sorunlarımız çözeriz, ev en önemlisi de Fehmi bey, Türkiye siyasetinde toplumun asıl sorunu ekonomi, biz hala eski kimlik kavgaları, ideolojik kavgalar, inanç kavgaları üzerinden siyaset yapmaya devam edersek yani kolaya kaçarsak asıl sorunu teğet geçmiş olacağız. Toplumun %70’i ekonomi ile ilgili sorunlara odaklanmamızı ve buna dair sahici bir çözüm bulmamızı istiyor. Bunun içinde o eski kavgaları birazcık hani yok saymayacağız, herkesin değerleridir, kimliğidir, kültürüdür ama ekonomik sorunun çözümüne odaklanmak zorundayız. 

PARTİMİZDE ÜLKÜCÜ HAREKETTEN GELENLER VAR

M-Yeni kuracağınız partinin eli açık olacak mı? Yoksa yumulu, sıkılı mı olacak?. Siz kendi meramınızı, toplumsal barış diyorsunuz, o konuya ileride geleceğim programın bu bölümünde, bu konuda mesela yeni kuracağınız parti MHP’yi ziyaret eder mi, kesinlikle yanına yaklaşmayız der misiniz?

Ayhan Bilgen: Şimdi tabi muhataplarına sormadan bir irade beyanında bulunmak şık değil ama biz kendi tarzımızı tarif edebiliriz. Bizim aramızda şuan geçmişte Ülkücü hareketten gelen insanlarda var. Kürt siyasetinden gelenler de var. Alevi arkadaşlarımız da var, dindarlarda var, dolayısıyla biz tam da bu kamplaşmayı, bu diyalogsuzluğu, bu gerilim siyasetini aşmaktan yanayız. Bu gerilim zaten bizim siyaseten konuşmayı, diyalog içinde sorunları çözmemizi engelliyor, zorlaştırıyor. Biz onun için ne kimseye kapımızı kapatıyoruz ne de baştan, peşinen biz şununla asla görüşmeyiz, bununla asla bir araya gelmeyiz gibi bir tarzımız yok. Siyasetçiden beklenen kavga etmek değildir. Dövüşmek için ringe çıkarsınız. Siyaset konuşarak sorun çözme sanatıdır. Kendinize güveniyorsanız, çizginize, görüşlerinize herkesle konuşursunuz, herkesle ülke sorunlarını tartışırsınız. 

KENDİNİ İNSAN OLARAK TARİF EDİYORUM

M-Şimdi, Ayhan bey şöyle soralım, Ayhan bey kendini tarif etse yani İslamcı mı, radikal mi, sosyalist mi yani kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Ayhan Bilgen nedir, yani memleketiniz Kars, Kars’tan belediye başkanı oldunuz. Ciddi de bir oy aldığınızı biliyorum. 

Ayhan Bilgen: Fehmi bey, benim Kars’taki bir buçuk yılıma tanıklık eden herkes, Karslı hemşerilerimiz başta olmak üzere Türkiye’nin her yerinde yaşayan Karslılar ve Kars’a gelip gidenler, Kars’ı izleyenler, Kars’ta yaptıklarımızı önemseyenler bilirler ki biz asla bir kimliği yüceltmek, diğer kimlikleri dışlamak, ayrımcılık yapmak yoluna gitmedik. Bu bir buçuk yıl içinde bana tek bir kişi örnek gösteremez. Yani bizim belediye hizmetlerimizde, bütün şehir, bize oy veren, vermeyen, herkese kapımız açık oldu ve belki de en değerlisi beş partili bir meclisimiz vardı bizim. Bu beş parti birlikte, oy birliğiyle kararlar aldık. Türk siyasetinde bunun örneği yok. Yani MHP’nin, Ak Partinin, CHP’nin, DSP’nin ve HDP’nin bulunduğu bir belediye meclisinde biz kararların %90’ını oy birliği ile alıyorsanız uzlaşma siyasetini başarıyorsunuz demektir. Dolayısıyla da ben kendimi sadece insan olarak tarif ediyorum. 

ASLA KİMLİK SİYASETİ YAPMAYACAĞIZ

M-Bazı şeyler vardır ya insan kaderinden doğan bir ırkı vardır. Bunu seçemezsin ama din bir seçimdir öbürü kaderdir, amenna, coğrafyamız da bizim seçimimiz değildir, Cenab-ı Allah’ın yarattığı, insan Kürt doğar ama Kürtçü olmak bir tercihtir. Türk olur, Türkçü olmak bir tercihtir, Çerkez doğar, Çerkezci olmak bir tercihtir. Şimdi yeni kuracağınız parti, izleyicilerden çok talep geliyor, yeni bir Kürtçü parti mi doğuyor? Direkt sordukları soru bu.
Ayhan Bilgen: Biz asla bir kimlik siyaseti yapmayacağız, tek bir kimliği merkeze alan bir siyaset yapmayacağız. Türkiye’de birlikte yaşıyorsak bu partide de birlikte siyaset yapacağız. Bu ülkeyi de birlikte yöneteceğiz. Ben bu anlamda mesela ahlakı önemsiyorum siyasette, değerli görüyorum ama siz ahlakı peşinen dindarlığa referans yapıyorsanız bunun ben yanlış olduğunu düşünürüm. Farklı inançlarda, farklı ideolojilerdeki insanlar pekala ahlaki duyarlılık, toplumsal ahlakı kastediyorum, bireysel ahlakı değil, birinin malını çalmamak, hakkını gasp etmemek, yalan söylememek gibi, öbürünün kültürüne saygı duymak gibi.

M-Yani insani melekelerin üzerine din bazı kaygılar koymuştur, kulluk vasfı içindir ama insani değerler bu bakımdan Cenab-ı Allah her yarattığı insanın bu ahlaki dinamik üzerine yaşaması lazım. 
Ayhan Bilgen: Bu coğrafyada sonuçta İslam kültürünün de, İslam ahlakının da büyük bir mirası var, Alevi felsefesinin de büyük bir katkısı var. Yani evrensel değerleri, insan olmayı merkeze koyarsak, sorunlarımızı da eşit yurttaşlık ekseninde çözeriz. Ya bu ülkede kimsenin ne inancı diğerinden daha üstün görülmelidir, ne kimsenin kültürü, etnik kökeni aşağılanmayı, haksızlığa uğratılmayı, ayrımcılığa uğramayı hak eder, dolayısıyla biz insan olmayı, insan kalmayı, insanca yaşamayı hedefliyoruz. Ve eşit yurttaşlık temelinde sorunlarımızı çözebileceğimizi düşünüyoruz. 

 

“BUL KARAYI, AL PARAYI” DER GİBİ SİSTEM DEĞİŞTİRİLİYOR

M-Şimdi zamanımızı iyi değerlendirelim, şöyle artık siyasi parti kurduktan sonra rakipleriniz var, eskiden arkadaşlardı şimdi rakipler olacak. Rakipleriniz geçenlerde 6 tane siyasi partinin genel başkanı, başkanlık, parlamenter sisteme ilişkin bir deklarasyonu kamuoyuna ilan etti. Şimdi başkanlık mı, parlamenter sistem mi? Siz hangi sistemden yanasınız?
Ayhan Bilgen: Türkiye siyasetinde böyle bir sağırlar diyaloğu var, kimse kimseyi anlamak istemiyor. Ya ben önceki tutuklanmamdan bir hafta önce demokratik parlamenter sistem diye grup toplantısı yapmıştım. 2017 yılından bahsediyorum. O hafta tutuklandım. Yani Türkiye’de sistem değişikliğini bu kadar abartmayı doğru bulmuyorum. Ben teorik olarak Türkiye için demokratik bir parlamenter sistemin, yerel yönetimlerin güçlü olduğu, denge denetlemenin güçlü olduğu bir parlamenter sistemin doğru olduğunu teorik olacak kabul ediyorum, ama 

M-Yerel yönetimlerin güçlü olduğunu dediğiniz an hemen şöyle işler çıkıyor

Ayhan Bilgen: Bölünme konusu,

M-İşte, yerel yönetim, özerklik, eyalet sistemi, 
Ayhan Bilgen: Hayır, bir statüden bahsetmiyorum, yer yerinden yönetim ya da hizmet yerinden yönetim diye idare hukukunda bir kavram vardır. Merkezden yaptığınızda daha hantal daha az verimli olan işleri, yerelden yaptığınızda daha az masraflı, daha ihtiyacı doğru okuyan bir yerden yapıyorsanız bundan korkmamak lazım. Halka hizmet vermenin neden bölünmeyi doğuracağını düşünelim ki?

CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ DEMOKRATİK HALE GETİRİLEBİLİR

M-Ak Parti bunu beceremedi mi 20 yılda?

Ayhan Bilgen: Ya aslında hatırlarsınız, bir kamu yönetimi reformu yasa tasarısı vardı Ömer Dinçer zamanında hazırlanan sonra Cumhurbaşkanı reddetti ve yarım kaldı. Ben o reform tasarısını son derece Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun, doğru, geleceğin Türkiye’sine de belki büyük bir katkı bir şey olarak düşünüyorum. Ama ne yazık ki kimse arkasında durmadı. Cumhurbaşkanının reddinden sonra parti de arkasında durmadığı için üstü örtüldü. Ama Türkiye’nin ciddi bir yeniden yapılanmaya, reforma ihtiyacı var. Ben bu anlamda sistem değişikliği değil Fehmi bey, bunun özellikle altını çizmek isterim, bir ülke 2 yılda bir tıpkı o şeyde olduğu gibi, bul karayı, al parayı gibi ikide bir sistem değişikliği yapılmaz. %51’i buna yeni bir sisteme geçsin, hayır böyle bir şey olmaz. Bir sistemi demokratikleştirmenin yollarını aramalıyız. Cumhurbaşkanlığı sistemi de pekala denge denetlemesi güçlü, güçler ayrılığı güçlü hale getirilirse demokratik olabilir. Amerika’daki başkanlık başka bir şey, Özbekistan’daki başkanlık başka bir şeydir. Yani siz nasıl bütün parlamenter sistemler peşinen demokratiktir diyemezseniz, bütün başkanlık sistemleri de peşinen otoriterdir diyemezsiniz.

SİSTEMDEN ÖNCE PARTİLER DEMOKRATİKLEŞECEK

M-Siz başkanlık sisteminin rehabilite edilirse, parlamenter sistem, yani meclis denetim mekanizması güçlendirilirse pekala sürebileceğini mi düşünüyorsunuz.

Ayhan Bilgen:Evet, aynen öyle düşünüyorum, ikide bir sistem değişikliği tartışmak yerine, toplumun öncelikli ihtiyaçlarına odaklanalım. Türkiye toplumunun birinci gündemi ekonomi, milletin canı yanıyor, sofrası yanıyor dolayısıyla biz kalkıp ikide bir sistem tartışmasına siyaseti kilitlersek, toplumdan siyaseti koparırız ama şunun altını çizeyim, siyaset kendisini değiştirmeyi nedense hiç sevmiyor ama sistemi değiştirmeyi hepimiz çok seviyoruz. Ya önce siyasi partiler kültürümüzü değiştirelim Fehmi bey, önce siyasi partiler içerisindeki kişisel kariyeri, çürümeyi, yozlaşmayı, fanatizmi bir mahkum edelim. Bunu tasfiye edelim siyasetten. Bakın bu parti sistemimizle, bu Türkiye’deki yaygın, egemen kültür ile ister parlamenter sisteme geri dönelim ister güçlendirilmiş parlamenter sistem kuralım, ister başkanlık ta devam edelim, ister başkanlığı reforme edelim, hiçbir yere gidemeyiz. Önce siyasetin değişmesi gerek. Siyasetçi Türkiye’yi değiştirmek istiyorsa, Türkiye’de egemen sistemi demokratikleştirmek istiyorsa önce kendi içinde demokrasiyi uygulayacak. Önce kendisi demokratikleşecek, önce kendisi değişecek. 

HPD İLE RESİM ÇEKTİRMEYE BİLE  ÇEKİNİYORLAR

M-Çok az vaktimiz kaldı, şimdi Sayın bahçeli bu 6 liderin … bir karikatür yayınladı. Değerli yönetmenim eğer bunu gösterirse, buna geçeceğiz hemen, işte burada bir karikatür var, 6 lider var, masanın altında HDP var diyor. Bu 6 liderin açıklamasında HDP var mıydı?

Ayhan Bilgen: Resim çekilmeye bile çekiniyorsa orada siyaset yapamazsınız. Dolayısıyla burada sorumluluk HDP’ye mi ait yoksa muhalefet partilerinin cesareti ile ilgili sorun mu var, 

M-Ama kimse yanaşmadı HDP ile masaya almaya.

Ayhan Bilgen: Evet, resim bu, resim bu ama burada artık herkesin şunu görmesi gerekiyor. Muhalefet iktidardan daha cesur değilse sorunları çözemez. Bir kesimi dışlamak yani tabanı, toplumu dışlamak kimsenin hakkı olmamalıdır. Bu HDP yönetimini onaylamak anlamına gelmez. Yani buradaki partiler zaten birbirlerinin yönetimini kabul ediyor olsalardı, tek parti olurlardı.

HDP, İTTİFAKIN İÇİNDEYSE RESMEN OLMASI “ÇAKTIRMADANDEĞİL”

M-Ben Metin Külünk bey’i de konuk ettim, diyor ki HDP tabanı ile HDP ayrılmalı. HDP tabanına pozitif bir dil kullanılmalı.
Ayhan Bilgen: Burada bütün partiler, kesinlikle çok net bir biçimde söylüyorum, hiçbir partinin tabanını peşinen dışlama, yok sayma hakkına sahip olmamalıdır. Toplumu cezalandıramazsınız. Partiler zaten aynı çizgide olsalardı tek parti olurlardı. Dolayısıyla ben HDP eğer bu ittifakın içerisinde ise resimde olmalıdır. Tabi bu HDP yönetiminin karar verebileceği bir şey benim söyleyecek bir şeyim yok ama ben eğer bir ittifakın içerisinde olacaksam, resmen olmalıyım, açıkça olmalıyım. Yok, olmayacaksam, başka bir çizgim varsa o zamanda kimseye çaktırmadan oy verme beklentisine girmemeliyim.

HELALLEŞME GENEL AF DEĞİL TOPLUMSAL BARIŞ İÇİN ÖNEMLİ ADIM

M-Şimdi burada çok önemli iki nokta var. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bir helalleşme çağrısı vardı, Diyarbakır’a gidiyor, siz bu helalleşmeyi samimi buluyor musunuz? Çok kısa yaparsak, iki sorum daha var.

Ayhan Bilgen: Ben bütün siyasetçilerin bu anlamda helalleşme gibi ahlaki duyarlılıkla hareket etmesini önemli görüyorum. Hangi amaca hizmet eder, ne kadar etkili olur, ne kadar güven verir bilmem ama Türkiye siyasetinde bir helalleşmeye ihtiyaç olduğu kanaatindeyim. Bu tabii ki genel af falan değil sadece toplumsal barış için sembolik bir adımdır bence. 

M-Yani bunu anlamlı buldunuz?

Ayhan Bilgen: Ben önemli görüyorum. 

KAYYUMLUK, TÜRKİYE  DEMOKRASİSİNİN ÇARESEZLİĞİDİR

M-Şimdi ikincisi, şöyle bir nokta var, sizin belediye başkanlığı alındıktan sonra yerinize bir kayyum atandı değil mi?

Ayhan Bilgen : Evet 
M-Kayyum eskiden bir siyasi partinin çok eleştirdiği bir noktaydı. Şimdi 6 liderin ortak deklarasyonun da kayyum hedef noktasına konuldu, size göre haklı mı?
Ayhan Bilgen: Gayet tabi, bugünkü iktidar partisinin kurulduğundaki deklarasyonunu hatırlayacaksınız, izleyicilerimizde hatırlayacaklar. Seçilmiş valiler vaat ediliyordu. Şimdi seçilmiş valilerden, atanmış belediye başkanlarına geldik, demek ki geriye gidiyoruz. Bunun sebebi kim olursa olsun, kimden kaynaklanırsa kaynaklansın, Türkiye demokrasisinde bir çaresizliğin sonucudur kayyum politikası. Hiç kimsede kayyum politikası iyi falan demiyor zaten ama sadece bir çözüm geliştiremiyoruz, bir demokratik iradeyi inşa edemiyoruz. 

M-Şimdi bunu irade yapın, mesela 2015 seçimlerine gelelim. HDP’nin aldığı başarılı bir oy var, barajı geçti, Türkiye partisi olacak, artık biz dedik ki terör, bölücü terör dili ortadan kalkıyor neredeyse koalisyon hükümeti ortağı olacak. Ama HDP’nin demeci, yorumları, bakışı o beklentiyi altüst etti. 2015 seçimlerinde kullanılan bu dil, eğer müspet olsaydı Türkiye’de süreç böyle olur muydu? Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin HDP’nin hükümete koalisyon ortağı olma riskine karşı geliştirildiğine belirtenler var. Bunlardan biride benim. 

Ayhan Bilgen: Ben siyasi partilerin çıkarlarından çok ülke çıkarlarının, toplumun çıkarlarının siyasette karar almamızın merkezine oturtmamız gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla Türkiye’de Kürtlerin de dışlanmadığı, ülke yönetimine katıldıklarını, katılabildiklerini hissettirecek, gösterecek, aidiyet duygusunu güçlendirecek, sahiplenme duygusunu güçlendirecek her türlü bir araya gelişi değerli buluyorum. Bunu partiler ekseninde de okumuyorum. Yani o parti ile bu partinin bir araya gelmesi gibi görmüyorum.

TÜRKİYE BİR MESAFE ALDI. GÖRMEZLİKTEN GELEMEYİZ

M-Yani günümüzde, bu yapıda halen Güneydoğu’da bir ilimizde olmuş, bir Kürt çocuğunun okuyup, lise, üniversite tahsilinde, bir kariyer planı yapmasında bir engel var mı?

Ayhan Bilgen: Olmamalıdır, tabi burada bürokraside epey bir haksızlıklar,

M-Epey bir yol kat ettik mi?

Ayhan Bilgen: Gayet tabi, mesafe aldık, bunu görmemezlikten gelmek haksızlık olur, abartı olur, doğruya doğru demeliyiz, yanlışı eleştirmeliyiz. Burada hiç kimsenin, hiçbir şekilde inancından, etnik kökeninden, kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğramayacağı, liyakat eksenli, adalet eksenli bir sisteme ihtiyaç var. Fehmi bey biliyorsunuz 15 Temmuz ile ilgili MİT’in en önemli raporu meclis komisyonuna sunduğu bilgi, liyakat sisteminin çökmüş olmasıdır. Kayırmacılık bir kere başladı mı, ayrımcılık, dışlama bir kere başladı mı, hangi nedenle olursa olsun orada siyasal sistem çöker. Siyasal sistem çöktüğünde de toplum tahrip olur. 

M-Ayhan bey, bize bu dakikalar yetmedi, çok sorumuz var, çok biriken var, partiyi kurduktan sonrada Politik Adam’a konuk etmek isterim. 

Ayhan Bilgen-Memnuniyetler, teşekkür ederim. Tadında bırakalım, yine birlikte olmak dileğiyle.
 

Bakmadan Geçme