Tık, tık, tık… Milli Görüş Ruhu Orada mısın ? - Fehmi Çalmuk

Tık, tık, tık… Milli Görüş Ruhu Orada mısın ?


İnsanlar karnından konuşuyordu. Yüzüne gülüp, arka kapıdan dolanıp yorumlar yapıyordu. Halil İbrahim Oral açıktan konuştu. “Benim için engel değil ama” diyerek başladı ve sosyolojik analizini yapıverdi:

“Alevi olması benim açımdan bir engel değil, çünkü ben tanıyorum, ilkelerini biliyorum. Ancak siyasette maksat kazanmaktır. Türkiye'deki genel objektif açısından baktığımda bir çekince görürüm. Türkiye'nin yüzde 65'i yüzde 70'i muhafazakar profil çiziyorsa, ona hitap edebilen, farklı bir isimle çıkılır. Türk toplumu açısından, yani sünni diyebileceğimiz daha müslüman kesim tarafından bu bir endişedir. Bu bir oy verilmemesi gereken bir problemdir. Bu açıdan bakılabilir. Ama alevi olduğu için Kılıçdaroğlu'nun (aday) yapılmaması, bence bir engel değil"

İyi Parti’de Muhafazakarlık Gitti Laiklik Geldi 

Oral, bu röportajı 26 Mayıs 2022 tarihinde verdi. Aradan 15 gün geçinde parti içinde birileri medya organlarına servis yapıverdi. Sürecin işaret fişeğini ise isim vermeden İyi Parti’den üst düzey partiliyle yaptığı konuşmayı yayımlayan İsmail Saymaz verdi.
Oral’ın disipline sevk edilmesi de yetmedi.  Açıklamayı fırsat bilip en sert tepkiyi gösteren Genel Başkan Başdanışmanı Aytun Çıray “Maksadını aşan bu sözler asla lâik, demokrat, milliyetçi, kalkınmacı partimizin resmi görüşü değildir” ifadelerini kullandı.  Parti içinde bu olayı fırsat bilinerek yapılan hesaplaşmayı görebilirsiniz. 
Uzun yıllar önce MHP Genel Başkanlığına adaylığını koyan Koray Aydın ile o günden bugüne birlikte hareket eden Oral’a karşı “haddi aşma” uyarısı iyi analiz edilmelidir. Koray Aydın’ın o dönem ortaya koyduğu “Milliyetçi, Muhafazakar, demokrat” öngörüsü bugün İyi Parti’de “lâik, demokrat, milliyetçi” yapıya kavuşmuştur. Zaten Akşener’in yeni açılımın hedefi muhafazakar oylar değil CHP’den kaçan/kaçacak adres arayan seçmenlerdir. 
İyi Parti, Hz. Ömer’in yoluna koyulup giderken  epeydir “muhafazakarlık” kelimesini kullanmamaya  özen gösteriyor.

Karayalçın:  Parlamenter  Sistemde; Kılıçdaroğlu Birinci çıkarsa Görev Verilir,  Yani Bagajı Var, Vagonu Var Falan Mı Diyecek?

Bu olay sanki İyi Parti’de konuşuluyor CHP’de konuşulmuyor mu ? Politik Adam programına katılan deneyimli siyasetçi Murat Karayalçın,  Kılıçdaroğlu üzerinde süren tartışmalara ilişkin şu yaklaşımı yaptı:

“Kılıçdaroğlu’na (cumhurbaşkanlığı adaylığı yakışır demiyorum, olmalı diyorum. …/…6 parti seçim yapıldı, parlamenter sisteme geçtik, TBMM’de bir hükümet kurulacak, Cumhurbaşkanı çağırdı, en çok sandalyeye sahip partinin genel başkanına hükümeti kurma görevini verdi. Teamül bunu gerektiriyor. Diyelim ki CHP en çok sandalyeye sahip birisi, e şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’na bu görevi, o sıradaki Cumhurbaşkanı kimse vermeyecek mi? Yani bagajı var, vagonu var falan mı diyecek.../…  Parti Genel Başkanı adaysa, şimdi parti pratiği öyledir Fehmi Bey, karşısına aday çıkmaz. Ama parti genel başkanı aday değilse, o zaman ön seçim yapılır, kimin gücü varsa, ön seçimden, yani kulisten değil, fısıltıdan değil ön seçimden çıkar…”

SP’yi CHP İşbirliğine Ak Parti mi İtti? 

Hele hele  Saadet Partisi’nin ağır toplarından  Dr. Abdullah Sevim Politik Adam programında şunları söylemişti:
“Bizim bugün CHP ve HDP ile yakınlaşmamız, bugünde bize oy verecek olan kitlelerin bize şüphe ile bakmasına ve neticesinde oy verme konusunda tereddüde düşmesine sebep oluyor. CHP ve HDP ile ilgili rezervimin sebebi bu, yani maalesef gerek CHP zihniyeti olsun gerek HDP zihniyeti olsun, Müslümanlıkla ilgili konularda ciddi rezervleri var”

Helalleşme çağrıları da, Karamollaoğlu’nun “Babayiğit, devrimci” açıklamaları da Kılıçdaroğlu’na yönelik bu şekilde yapılan yaklaşımları engellemiyor. 

Bir bakıma Saadet Partisi bilinçli, istekli ve koordineli bir biçimde CHP ile işbirliğine zorlanmış durumda.  
Düne kadar Ak Parti’nin ve Has Parti’nin kuruluşunda yol arkadaşları tarafından yarı yolda bırakılan Saadet Partisi kadrolarının öfkesini biliyorduk.
Özellikle bu sürece  merhum cennetmekan Necmettin Erbakan’ın bilinçli, metezori bir şekilde  mahkum edilmesi ve cezaevine gönderilmesi konusunda FETÖ’nün  propagandasına  katılan bazı  Ak Parti yöneticilerinin “yeminli Erbakan Düşmanlığını”  katarsanız öfkenin derinliğini daha iyi anlarsınız. 


  Ak Parti ve SP arasında  helalleşme yoluna gidilmesi gerektiğini söylüyor bu konudaki beklentileri de yazıyorduk. Ak Parti’den Erdoğan’ın ünlü ziyaretine kadar bir adım gelmedi. ‘Merhum Asiltürk ile süreç başladı’ diyecektik ama  ani vefatı süreci yeniden durdurdu. Şimdilerde Milli Görüş’ün büyük ağabeyi, yenilikçi hareketin mimarı Recai Kutan ilerlemiş yaşına rağmen “Müslüman maslahatı” için devreye  girdi girecek ama onun dizinin dibine çöküp nasihat alacak “Recai Abi ben geldim” diyecek bir babayiğit de çıkmıyor.

Saadet Partisi’nde Kılıçdaroğlu Muhibi Cemiyeti Bile Oluştuşurulmuş

Cumhurbaşkanı Erdoğan dışında Ak Parti kodroları  Saadet’e böylesine uzak kalınca siyaset bu ya; boşluğu kabul etmiyor. Hemen dolduruluyor. 

Saadet ile CHP ilişkisi ete kemiğe büünmüş bir şekilde ileri bir safhaya gidiyor. Hatta parti içinde “Kılıçdaroğlu Muhibi Cemiyeti” bile oluşmuş durumda. Buna bir de HDP ile dayanışmayı ekleyin…
Bu ilişkinin tarihi kökleri neden sonuçları var. Onlara göre; Müslümanlar, Kürtler ve Aleviler cumhuriyet dönemi tek parti iktidarının en çok baskıya uğramış mazlum ve mağdur kesimi… Müslümanlar  ve Kürtler darağacına çekilerek, aleviler üzerinden tanklar geçirilip, bombalar yağdırılarak zulüm gördüler.
İşte Kılıçdaroğlu gibi Dersimli Alevi kökenli bir ismin CHP’nin başına gelmesi  Cumhuriyet ile bir bir hesaplaşma, helalleşme retoriğin de tarihi bir misyon taşıyor. 

Bu ilişkinin daha ileri bir durumu da var.  

SP’nin Fatih Erbakan tarafından Hamidiye külliyesinden çıkarılmasından sonra hatırlarsınız; Cumhurbaşkanı Erdoğan “Tabelaları var parti binaları yok” demişti. Bu durum yeni genel merkez arayan Saadet Partisi için yeni bir arayışı, CHP için de  yeni partneri, yol arkadaşını bulma imkanını getirdi.
Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara, İstanbul başta olmak üzere büyükşehir belediye başkanlarına bizzat verdiği talimatla, Saadet Partisi’nden gelen/gelecek hiçbir talebi boş çevirmemelerini ve destek olmalarını istedi.
Saadet’in ve onunla birlikte hareket eden yayın organlarının bile içinde bulundukları maddi zorluklar zaman içinde aşıldı. Yeni isimler yayınlara çıktı. Onların finansmanı sağlandı. 
Saadet Partisi son iki seçimde CHP’ye lojistik desteğini esirgemedi. Belediyelerin CHP tarafından kazanılmasında aktif rol oynadı. SP’li Hasan Damar’ın  ifadesiyle “Kazandırmayacağız” dendi. Ve gerçekleşti. Parti teşkilatları rahat bir nefes aldı.

SP Hz. Hacer, Cürhümler CHP mi ?

Geçenlerde SP’de etkin bir iş adamı aradı. Ne kadar isteseler de Kılıçdaroğlu’na SP tabanının  bir kısmının oy vermeyeceğini, Erdoğan’ında aday olursa yeniden seçilemeyeceğini belirterek Temel Karamollaoğlu’nu işaret etti. “Türkiye rahatlar” dedi. 6’lı masa da en etkin ve şanslı cumhurbaşkanı adayın Karamollaoğlu olduğunu söyledi.   
Zaten Temel Karamollaoğlu’nun kendisinin aday gösterileceğine ilişkin bir beklentisi olduğunu daha önce bu köşeden yazmıştık.
Elbette CHP yol arkadaşlığı bu kadarla sınırlı değil.  Bu ilişkinin dinen, İslam tarihiyle desteklenmesi de gerekirdi. Konuşmada bunu da öğrenmiş olduk.
Hz. İbrahim  (A.S)’nin eşi Hz. Hacer, oğlu Hz. İsmail’i ıssız çorak topraklarda bıraktığında bunun Allah’ın emri olduğunu ifade etmiş, Hz. Hacer ise Allah’a sığınmıştı. Çaresizliğinden Safa ve Merve tepeleri arasında koşan Hz. Hacer annemize ihsan edilen su yani Zemzem bir bakıma Mekke’nin inşası anlamına geliyordu. 
Zemzemi fark eden Cürhümlülere, çıkan sudan hak iddia etmemek şartıyla yerleşme izni veren Hz. Hacer annemiz ve oğlu Hz. İsmail onların sağladığı yiyeceklerden istifade etmiştir. Suya karşılık yiyecek alınmıştır. Hayatı idame hakkı sağlanmıştır.
Türkiye Diyanet Vakfı’nın İslam ansiklopedisine göre “Hz. İbrâhim karısı Hâcer ile oğlu İsmâil’i onlar Mekke’de bulundukları sırada buraya getirip bırakmıştır. Başka bir rivayete göre ise Cürhümlüler Hz. İbrâhim’in karısı Hâcer ile oğlu İsmâil’in Mekke’de bulunduğu sırada buraya gelip yerleşmişlerdir. “ denilmektedir.
Cürhümlüler daha sonra Mekke’ye yerleşti. Hatta Hz. İsmail onlardan evlilik bile yaptı. 


Saadet Partisi’nin genel merkezsiz kaldığı bir dönemde CHP’lilerin yardım etmesi Allah’ın takdirine ve tarihi bu olaya benzetiliyor. Böylelikle CHP ile işbirliğinin manevi alt yapısı da oluşturulmuş oluyor. Unutmadan Cürhümlülerin akıbetini tarih kitaplarından okusaydılar bu örneği vermiş olurlar mıydı bunu da anlamış değilim ?
Buna inanan ve destekleyen kimler çıkar bilmem ama Saadet Partisi gibi koskoca bir camianın tarihin dönüm noktasında oynayacağı rol önemlidir. Bu rolü Milli Görüş duruşuna, müktesebatına uygun bir şekilde oynamak gereğini yapmak tarihi bir sorumluktur.
 Biz uyandıralım istedik. Tık, tık, tık… Milli Görüş’ün ruhu orada mısın ?

 

YAZIYI PAYLAŞ!