15 Temmuz Gecesi Halkın Arasında Tek Soylu Vardı

Genel yayın Yönetmenimiz Fehmi Çalmuk 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını Akit ve Hürses Gazetelerine anlattı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun TBMM önünde halkın içine karıştığını belirten Çalmuk ' Vatanı böldürtmeyeceğiz, bayrağı indirtmeyeceğiz. Bu aziz milletimiz yanımızda, arkamızda olduğu müddetçe hainler başarılı olamayacak. Allah gazanızı, gazamızı mübarek etsin' konuştuğu hatırlattı.

PAYLAŞ

Genel Yayın Yönetmenimiz Fehmi Çalmuk 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını Akit ve Hürses Gazetelerine anlattı

Çalmuk "15 Temmuz benim için şu açıdan da önemli doğum günüm. Onun için ailemin bu konuyla ilgili bir hassasiyeti var." derken açıklamasının önemli başlıkları şu şekilde: 

Darbeden önce Evime Geldiler: 15  Temmuz 2016 tarihinden  bir hafta önceydi. Oturduğum evime kendisini Ankara emniyetinden olduğunu belirten ancak ısrarlara rağmen kimliğini göstermeyen bir kişi geldi. Elinde üzerinden fotoğrafımın da bulunduğu belgelerden okuyarak bazı sorular sormuş. Benim burada oturup oturmadığımı, kaç kişiyle beraber oturduğumu, çalışma ofisinin burada olup olmadığını başka ofisi olup olmadığına ilişkin sorular bunlar…Eşim cevap vermeyince yaşanan tartışma üzerine kapıyı kapattığını söyledi.

Darbe Olacağını Kimseye İnandıramadım: Zaten 2016 yılının bahar aylarından bu yana çeşitli programlarda yaptığım analizlerde o dönemin paralel yapısının fetö'cüleri ve buna bağlı terör örgütlerinin silahlı eylemler yapabileceğini, hatta Ordu içindeki güçlerini kullanmaya cüret ederek darbe girişimlerinde bile bulunabileceklerine ilişkin görüşlerimi söylüyordum. Bunu duyanlar bana garip garip bakardı. Evimde yaşanan bu olay; yaşayacağımız vahametin ayak seslerinin son işaretleriydi. O gece F- 16'ların alçak uçuşunu duyar duymaz darbe girişiminde bulunulduğunu anlayarak telefonla gazeteciler siyasetçi arkadaşlarımı aradım.

Hedefim Şehit Olmaktı: Çalışma masamın üzerine bir helalleşme mektubu vasiyetimi bırakıp, eşim ve çocuklarımla helalleşerek evden ayrıldım. Amacım o gece şehit olmaktı. Hedefime Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin önüne gitmekti. Yola çıktığımda Çankaya Köşkü’nün etrafında alınan tertibatı gördüm. Amerika Büyükelçiliği ile FOX TV'nin bulunduğu sokağın oraya aracımı park ederek TBMM'ye doğru yürüdüm. insanlar Kızılay'a oradan Genelkurmay'ın önüne doğru yürümeye, toplanmaya başladılar. Zırhlı birliklerin tankları sivil araçları parçalıyor araçların girişine izin vermiyordu. Ankara sokaklarının çok iyi bilen insanlar ara yerlerden hedeflerine doğru yürüyordu. Bir yandan da herhangi bir hükümet yetkilisinden açıklama gelmemesi beni endişelendiriyordu. Genelkurmay önü ile TBMM’nin Çankaya kapısı önünde mekik dokumaya başladım. Bir yandan insanları izliyor, diğer yandan neler yapabileceğimi düşünüyordum.

Bir çok bakanın telefonu kapalıydı: Tanıdığım birçok milletvekilinin hatta bakanların telefonları kapalıydı. Bana ulaşanlar ise gizli numaralardan arıyor ne olup bittiğini sorgulamaya çalışıyordu. Kalabalıkların sayısı giderek artıyordu. Türk bayraklarını alarak Türk milletinin gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetleri'nin karargahına komuta kademesini ve Milli iradenin yansıdığı TBMM’ye sahip çıkmak için insanlar sloganlar atıyorlardı. O akşam yanımda duran simalara baktığımda sadece bir siyasi partinin mensuplarının değil vatan hasretini yüreğinde hisseden birçok insanı gördüm. Hacı amcanın yanında genç delikanlılar başörtülü ablamın yanında askılı bluzlu ablalar ellerinde Türk bayrakları İnadına inadına vatana sahip çıkıyorlardı F-16'ların kulakları sağır eden alçaktan uçuşuna makineli tüfek sesleri eklendi. Daha sonra savaş helikopterleri ile taramaya başladı. Oraya katılan hiçbir insan Türk askerinin silahının, tankının ve savaş helikopterinin namlusunun kendine çevireceğini düşünmüyordu. Bunu anlatsalar inanmazdı.

Milletin malı diye ateş etmediler: Hatta vatandaşların arasında bulunan polis memurları milletin tüyü bitmemiş yetimin hakkı ile alınan devlet malına zarar vereceğini düşünerek savaş helikopterlerine ateş açmaktan bile imtina ettiler. Bitmez tükenmez makineli tüfek sesleri F-16'ların alçak uçuşları ve savaş helikopterlerinin yaylım ateşi altında gencecik fidanlar gençler vuruluyor yere düşüyorlardı.
O sıra dönemin Çalışma Bakanı Süleyman Soylu ile konuştum. Genelkurmay’ın önünden TBMM’nin Çankaya kapısına gittiğimi söyledim. O da kendisinin TBMM’ye doğru gelmeye çalıştığını söyledi.

Soylu: Vatandaşın arasına karıştı
TBMM’nin içine araçlar geliyor vatandaşların ısrarına rağmen hiçbir milletvekili  durmuyor ve camını dahi açmıyordu. Sadık Soylu’nun aracın camından bana sesini duyar duymaz araçta önümde durdu. Süleyman Soylu araçtan indi. Sarıldık. TRT’den bildiri okunmuş, Gölbaşı Özel Harekat ve Ankara Emniyeti bombalanmıştı. Bu bilgileri paylaştıktan sonra önceki darbeleri hatırlatarak TRT’nin öneminden bahsettik. TBMM’den sonra TRT’ye gideceğini söyledi. Helalleşip, vedalaştık. Araca binmeden etrafımızda toplanan kalabalığa hitaben bağırarak şunları söyledim:
-Arkadaşlar devletimiz dimdik ayakta. Milletinin yanında. Biz de devletimizin yanındayız. Çalışma Bakanımız sayın Süleyman Soylu burada dedim.
Kalabalık giderek çoğaldı. Ya Allah Bismillah Allah-ü Ekber, Şehitler Ölmez vatan bölünmez sloganları atıldı. Soylu:
-Vatanı böldürtmeyeceğiz, bayrağı indirtmeyeceğiz. Bu aziz milletimiz yanımızda, arkamızda olduğu müddetçe hainler başarılı olamayacak. Allah gazanızı, gazamızı mübarek etsin…

Yarabbi ya bu belayı al üzerimizden ya da kıyamımızı büyüt

Koşa koşa Genelkurmay’ın önüne doğru gitmeye başladım ki TBMM’yi bombalamaya başladılar. TBMM’nin bahçesinden yola indim. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafına. Bir ara yanında durup helikopterlere ağzına ne gelirse saydıran genci gördüm ve şöyle dedim:
-Ya arkadaş biraz duvarın kenarına demir parmaklıkların oraya çekil. Bak ateş ediyor.
Genç bana döndü “ne yapacak abi beni mi vuracak. Ölümden korksak buraya gelmeyiz” dedi. Tam son cümlesini bitirdi ki helikopterden atılan ateşle o genç birden ikiye bölündü yere düştü. Şaşkına döndüm. Her şey saniyeler içindeydi. Son nefesini kelime-i şehadet olarak veriyor, buna rağmen dermanı olsa ayağa kalkıp yeniden helikoptere laf saymaya niyetli görünüyordu. Biraz sonra ruhunu teslim etti. 

Birkaç dakika sonra TBMM’ye üçüncü bomba geldi. Telefonun şarjı bitmişti. Benim de gencin o hali son bombalama takatimi bitirmişti. Yere oturdum.

-“Yarabbi ya bu belayı al üzerimizden ya da kıyamımızı büyüt” dedim. 

Bulabildiğim benim sözümü duyan işiten birçok genç de beraber önce yaraları araçlara taşımaya başladık. Taşıyabildiğimiz cesetleri taşıdık. Yol üzerinden kenara çektik. Üzerlerine bulabildiğimiz Türk Bayraklarını örttük. Zırhlı araçların yolları kapatması nedeniyle Ankara'nın kenar semtlerinden gelen gençler korkmadan yılmadan bize yardım ediyor cesetleri yararları kimi zaman aynı arabaya bindiriyor, ambulanslara yerleştirmeye çalışıyorduk. Sabah ezanı okundu. Teyemmüm aldım. Namaz kıldım. Hava aydınlanınca karanlıkta göremediğimiz cesetleri, beden parçalarını, kayıplarını arayanları daha iyi gördüm. Eve gidip üzerimi değiştirdim. TBMM’ye tekrar girdim.
 

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN