Kılıçdaroğlu: 'Devlet yönetimi şahsileştirilemez'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sert sözlerle yüklenerek 'Emperyal güçlerin Orta Doğu'daki maşası Erdoğan'dır' dedi.

PAYLAŞ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis’teki grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şu şekilde:

"Her birimizin düşünceleri, endişeleri var. Endişelerimizi yok etmek, düşüncelerimizi iyiliğe yönlendirmek zorundayız. Ülkemize, huzuru, barışı getirmek zorundayız. Birlikte, beraberce, içinde bulunduğumuz karamsar atmosferden Türkiye'yi çıkarmak zorundayız. Devlet dediğiniz tüzel kişiliğin bir ülkenin bekası için nasıl önemli olduğu herkes bilir. Her birimize düşen sorumluluklar var.

Devlet yönetimi şahsileştirilemez. Devletin yönetimini şahsileştirirseniz o ülke sorunlardan bir türlü kurtulamaz. İki alanın şahsileştirildiğini görüyoruz. Ekonomiyi, dış politikayı şahsileştirdik. Ekonomide bir kişi 'Ben ne dersem doğrudur' dedi dolar aldı başını gidiyor. Faizler aldı başını gidiyor. Program üzerine program açıklıyorlar. Her açıklanan program daha kötüye gidiyor. Çünkü 'Ben ekonomistim' diyen kişinin ekonomisinin e'sinden anlamadığını hepimiz gördük. Devlet akılla, bilgiyle, birikimle, adaletle yönetilirdi.

Dış politika şahsileştirildi. Bunun ötesinde bir tehlike daha var dış politikayı egemen güçlerin talebiyle yapmaya kalktığınızda çok daha derin sorunlar yaratıyorsunuz. Bugün geldiğimiz nokta budur. Suriye ve sığınmacılar konusu. Bu konuda partimiz çok iddialı. En tutarlı söylemde bulunan 2011 tarihinden bu yana en tutarlı söylemi dillendiren partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Ve biz komşumuzda olan bir savaşın bize yansımalarının tehlikeli boyutlarını dile getirdik. Biz dile getirdikçe egemen güçlerin talebi üzerine bizi suçladılar. Artık sokaktaki vatandaş da hangi partiden olursa olsun elini vicdanına koyduğunda evet CHP doğruları söylemiştir diyor.

Olayların çıktığı tarih 2011'den Mayıs 2022'ye kadar 91 meclis araştırma önergesi verdi CHP. Her olayın yansımalarını değerlendirmek ve parlamentonun bilgilendirilmesi için. Parlamentoya gelip bilgi verme tenezzülünde bile bulunmuyorlardı. Bu kadar kibirle devlet yönetilmez. 6 genel görüşme önergesi, 336 soru önergesi verdik ve yanıt alındı. Ama 432 soru önergesine bu güne kadar yanıt verilmiş değil. Tek adam rejimi olunca her şey çok hızlı olacak diyorlardı! Niçin yanıt vermediler?

"ERDOĞAN’A BİR MEKTUP YAZDIM"

Nisan 2012'de Arap Baharı Konferansı düzenledik İstanbul'da. Arap dünyasının yaşadığı ciddi sorunlar vardı. Biz TC devleti olarak Arap dünyasının yabancısı değiliz. İktidarın yapamadığını yaptık Arap baharı konferansını topladık. 24 Ağustos 2012'de olaylar büyüdü. Türkiye'nin çözüm üretmesi lazım üretemiyor. Bunun üzerine Erdoğan'a bir mektup yazdım. Mektupta şunu söyledim; 'Sayın başbakan komşu Suriye'deki gelişmeleri ülkemizin başka güvenliği olmak üzere, ekonomisi, sosyal huzuru, turizm ve taşımacılık alanları dahil çok geniş kapsamda artarak olumsuz etki yapmaya devam etmektedir. Lütfen hükümet olarak bir uluslararası Suriye konferansı toplayın. ve Suriye'de yaşanan dramı masaya yatırın.' Tabii olmadı.

Ama Erdoğan 5 Eylül 2012'de meşhur lafını söyledi; 'Emevi Camii'nde namazımızı kılacağız.' Düşünebiliyor musunuz, devlet yönetimindeki şahsileşmeyi görüyor musunuz? Bu anlayış Türkiye'yi bugünkü haline getirdi. Aklı başında bir insan bugünkü tablo karşısında milletin huzuruna dahi çıkamaz, utanır! 2013'te dedim ki 'Kabahat Suriyeli'de değil kabahat sınırı kontrol edemeyen ülke yönetimindedir.' Kabahat sınırı yok edende. Kim? İktidar sahipleri.

Şubat 2013'te mutlaka bir Suriye çalışma grubu oluşturun dedik. Bir Suriye çalışma grubu oluşturduk yine CHP olarak. Bunların yapamadığını yapmaya çalışıyoruz. Yetmedi ben Mart 2013'te BM Genel Sekreteri'ne mektup gönderdim. Türkiye'deki olaya dikkati çektim. Savaşın bitmesi gerektiğini söyledim, BM'nin ağırlığını koymasını istedim. Erdoğan yapamıyor ama bunun yanlış olduğunu biz söylüyoruz. Yeri gelince üfürüyorsun ama bir mektup yazamadın mı sen! Birleşmiş Milletler'e gidemedin mi, orada Suriye'yi masaya yatıramadın mı sen! Yatıramadı. Niçin? Patrondan izin alamadığı için.

Emperyal güçlerin Orta Doğu’daki maşası Erdoğan’dır.

15 Şubat 2018 dönemin başbakanı Binali Yıldırım tweet atıyor. '3.5 milyon Suriyeliyi ağırlıyor, ihtiyaçlarını karşılıyoruz ve onların Avrupa'ya gelmesinin önüne geçiyoruz. Bunu yaparken terör örgütlerinin Avrupa'ya yayılmasının da önüne geçiyoruz' diyor. Akıl var mı? Aklın, vicdanın kabul edeceği bir olay mı bu?

11 Mayıs 2013 Reyhanlı'da bir patlama oldu. 53 vatandaşımız hayatını kaybetti. Sorumlusu kim? Günahı kimin boynuna? Suriye'yi bu hale getirenler kim? Anne babalara bu sivil şehitler nedeniyle ne kadar ödeniyor biliyor musunuz? 270 lira ödeniyor. 'Ben dünya lideriyim' diyor ya en son sırada bile olamazsın.

BAHÇELİ'YE: "HANGİ YÜZLE DESTEK VERİYORSUN?"

Gencecik Suriyeliler geziyorlar. Nisan 2017'de 'Bizim gencecik çocuklarımızı El-Bab'a göndereceğiz Suriye'nin gençleri Türkiye'de volta atacak bu benim vicdanıma dokunuyor' demişim. Çocuk olsan, kadın olsan anlarım. Evlatlarımız şehit ediliyor, bu ülkeni yöneten kişi hesap soracağına Putin'in kapısında bekliyor. Bahçeli'ye bir parantez açmak boynumun borcu. Sen Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir zaman devleti yöneten bir kişin, başka devleti yöneten bir kişinin kapısında dakikalarca beklediğini gördün mü? Sen hangi yüzle, hangi ahlakla, hangi milliyetçilikle Erdoğan'a destek veriyorsun? Biz bölge sorunun çözülmesini istiyoruz. Orta Doğu'ya barışın gelmesini istiyoruz. Onun içinde proje ürettik. Mayıs 2018'de açıkladığımız seçim bildirgemizde Orta Doğu Barış Teşkilatı kuracağımızı taahhüt ettik. Orta Doğu'da barışı sağlamak zorundayız. Güçlü olmak zorundayız.

SOYLU'YA SERT YANIT

2019'da Suriyelilerle ilgili 2 rapor daha hazırladık. Ve Suriyeliler bugün emeği sömürülen bir halk aramızda duruyorlar. Bunu da itiraf ediyorlar. Acı olanı bu zaten. Devleti yönetenler itiraf ediyor. İçişleri Bakanı söylüyor; 'Bizim işverenlere kızıyor, fabrikanda Suriyeliler çalıştır sömür, sigortasını yaptırma sonra ayak ayak üstüne at ne olacak bu Suriyelilerin hali de, 1 milyon insan gidecek kim isyan edecek biliyor musun? O iş sahipleri' Senin tanıdığın iş sahipleri o iş sahipleri değil. Vicdanlı iş sahibi ile vicdansızı ayırmak lazım. Vicdanı olan izinli, sigortasız çalıştırır. Sen açıkça diyorsun ki biz Suriyelileri kaçak çalıştırıyoruz vergisiz çalıştırıyoruz emeklerini sömürüyoruz bunu da kalkıp İçişleri Bakanı olarak dünyaya ilan ediyorsun. Böyle bir tablo ile ilk kez karşılaşıyorum. Bir yetkilinin çıkıp üstelik en tepedeki yetkili, kaçak çalışması önlemesi gereken iktidar kaçak çalışıyorlar diyor. Biz bunları sömürüyoruz diyor. Kendilerini dünyaya ihbar ediyorlar.

Ülkeyi bu halden kurtaracak olan partinin adı CHP'dir.

Sığınmacılar konusunda hiçbir politika yok bu ortaya çıktı. Sınırlardan isteyen elini kolunu sallayarak çıkıyor. Emperyal güç talimat veriyor bunlar da paşa paşa yapıyor. Sığınmacılar konusunda oluşan politikasızlık ve ekonomide yaşanan buhran yan yana geldiğinde Türkiye derin bir krizin içine adım adım gidiyor. Bir toplumsal tepki oluşmuşsa bu çok tehlikelidir. Bunu kaşımamak, sonlandırmak lazım. Memleketi bu hale getirdiler. Erdoğan saat başı fikir değiştiriyor. Akıl, mantık, bilgi, planlama yok. Teslim etmişsiniz koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni istediği gibi oynuyor. CHP var, bu ülke sahipsiz değil. Sevgili halkım, biz birbirimize muhtacız. Yaşanan bu tabloyu tersine çevirmek zorundayız.

Bu memleketin mahallelerini kaça sattın arkadaş? Avrupalılar rahat etsin diye bu ülkeye terörü getirdin. Avrupalılar rahat etsin diye sığınmacılara gettolar oluşturdun. Avrupalılar rahat etsin diye dokularıyla oynadın. Çık bunun hesabını ver!

Şunu yapacağız; İran’dan gelenleri doğru İran’a göndereceğiz, onda sorun yok. Ama Suriyeli sığınmacıları, kendi bölgelerine göndereceğiz, yolunu köprüsünü yapıp; tabii parasını da onlar verecekler. Avrupalılar verecekler. Kendi ülkelerinde huzur içinde yaşamak istiyorsan Orta Doğu’ya yönünü döndüreceksin. Yollar, okullar yapılacak, can güvenliği sağlanacak. BM gerekirse devreye girecek. Ve bunu biz yapacağız.

'Kılıçdaroğlu’nu davet ettik gelmedi' diyor. Kılıçdaroğlu gider mi; asla gitmez. Kılıçdaroğlu’nu sen ne zannediyorsun? Kılıçdaroğlu 5’li çetenin değil, milyonların adamıdır, milyonların sözcüsüdür. Elektriği kesilen 4 milyon abonenin sözcüsüdür. Sen Kılıçdaroğlu’nun ne zannediyorsun? Sen 'Kılıçdaroğlu’nu bekledim, gelmedi' diyorsun. Geleceğim; ama sadece birisine değil; 5’inize birden geleceğim. Yemin olsun ki kaçacak delik bulamayacaksınız."

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN