Demokrat Parti'den Hükümete Ağır Eleştri

Demokrat Parti'den Hükümete Ağır Eleştri

Demokrat Parti Genel Sekreteri Doç. Dr. Serhan Yücel, Genel Yayın Yönetmenimiz Fehmi Çalmuk’un BBNTÜRK TV’de sunduğu Politik Adam programına katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Youtube Kanalı VİDEO

VİDEOYU PAYLAŞ!

Politik Adam: Efendim, akşam şerifleriniz hayır olsun, bendeniz Fehmi Çalmuk Türkiye’nin Birlik Beraberlik Noktası BBN Türk ekranlarındasınız. Bir Politik Adam programıyla yine sizlerle baş başa olmanın, huzurlarınızda olmanın mutluluğu içindeyiz. Sözlerimin başında İslam aleminin hicri yılbaşısı mübarek Muharrem ayını tebrik ederim. Geçen hafta Ankara’da alevi kardeşlerimizin, vatandaşlarımızın Cemevi’lerine yapılan saldırının fillerini şiddetle kınıyorum. Toplumun her kesiminin bu tür provokatif eylemleri şiddetle kınamasının çok önemli bir önleyici faaliyet olduğunu da ifade etmek isterim. Efendim önemli bir konuğumuz var. Hem Türkiye’nin siyasi tarihi konusundaki yaklaşımları, makaleleri, kitaplarıyla değerli bir hocamız var. Doç. Dr. Serhan Yücel. Serhan hocamın en önemli özelliklerinden biri de Türkiye’nin en köklü siyasi partilerinden biri olan Demokrat Parti’nin genel sekreteri olması, hocam hoş geldiniz.

Serhan Yücel: Hoş bulduk, hayırlı akşamlar diliyorum.

Politik Adam: Şimdi Serhan hocamla 6’lı masa, Türk siyaseti üzerine konuşacağız. Yalnız şunu da belirteyim, programla ilgili özellikle Demokrat Parti’ye gönül vermiş tüm dostlarımızın sosyal medya hesabından programla ilgili güzel eleştirileri için teşekkür ediyorum. Bu programın videosunu ve röportajın dökümünü politikadam.com internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarından izleyebilirsiniz.

Şimdi gelelim hocama, Demokrat Parti’nin Türkiye gündemi üst başlığıyla, şimdi Demokrat Parti’nin önceliğinde hangi sorun var diye başlayalım ki sizin söylemek istediğiniz mesajları alalım hocam.

Serhan Yücel: Çok teşekkür ediyorum Fehmi Bey size ve BBN televizyonuna. Şimdi tabii ki bizim gündemimiz milletimizin gündeminden ayrı bir gündem değil. Biz başka bir yerde, başka bir dünyada yaşamıyoruz. Siyasi partiler zaten özellikleri gereği iktidara talip olmanın yanı sıra toplumun dertleriyle, toplumun sıkıntılarıyla hemhal olacaklar, onları gündeme getirecekler. Ve biz de çarşıda pazardayız, biz de halkın içindeyiz. Netice itibariyle bizlerde siyasi parti yöneticileri olarak ayrı bir dünyada ayrı bir hayatı yaşamıyoruz. Bizimde gündemimiz elbette ki şu anda hepimizin mutfağındaki yangın, bizimde gündemimiz, Demokrat Parti olarak öncelikli olarak tabii ki bu. Ama bu demek değildir ki toplumun diğer sorunlarına da ve özellikle sistem, 2018’den beri içine düştüğümüz bu ucube sitemin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen sistemden kaynaklanan sorunlardan kaynaklandığını da unutmamamız gerekiyor. Bütün sorunların temelinde aslında çekip baktığınızda, açıp tek tek incelediğinizde bu gerçekle karşı karşıya kalırsınız.

Politik Adam: Şimdi bunu deyince şöyle bir şey aklıma geliyor, haşa bu benzetme meclisimizden dışarı, Türk siyasetinde bütün kötülüklerin anası Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diyorsunuz gibi geliyor bana.

Serhan Yücel: O kadar olmasa da ona benzer bir cümleyi kullanmış bulundum. Evet, şimdi şöyle bakmak lazım, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine 2018’de geçtik ve uçacaktık, Türkiye uçacaktı. Türkiye o zaman dünyada 17-18. sıradaydı G20 arasında, şu anda G20’nin de dışına itildi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçtiğimizde ekmek, yanlış hatırlamıyorsam 240 gr’ı ya da 250 gr’ı, 1,25’den satılıyordu. Şimdi gramaja düştü, 4 liradan alabiliyoruz. Reel olarak 1,25’e aldığımız ekmek, bu sistemde 4 liraya, reel olarak 5 liraya çıkmış oldu. Süt 3 liraydı şimdi 19 lira oldu, bütün hangi temel gıda maddesine bakarsanız bakın, elektriğe bakın, doğalgaza bakın, bütün hepsinin verilerini de verebilirim. Her birindeki artışın %200, %300 seviyelerinde olduğunu, özellikle son 1 yıldaki artışın, demek ki tek adam dediğimiz rejim, tek adam yönetimi dediğimiz yönetimin bizi karşı karşıya bıraktığı en büyük sorunlar, ilk başta ekonomi açısından kendini bize gösteriyor.

Politik Adam: Şimdi hocam topu siz bu tarafa yuvarladınız da, iktidar şöyle bir saik ile hareket ediyor, hani sizin bu söylediklerinize ilişkin, demek ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine kadar muhalefet iktidardan memnundu. İkincisi, ya eğer bunu muhalefet söylüyorsa, biz de maaşlara, asgari ücrete, memur zamlarına yaptıklarımızı ortaya koyarız diyor. Buna bir cevap verin ama bir de sözünüzü kesmek istemediğim için söylüyorum, sizin Anavatan Partisi ile Doğruyol’un birleşmesi dönemini iyi hatırlıyoruz, 2007 yılı, o zamanki Anavatan Partisi Genel Başkanı Sayın Erkan Mumcu’nun, Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesine ilişkin, hükümetin önüne gönderdiği bir öneri vardı ve mecliste kabul edildi. Yani biz 2011 Abdullah Gül’den bu yana Cumhurbaşkanımızın halk tarafından seçilmesini öngörüyoruz. Şimdi Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemine karşı olmak, milletin Cumhurbaşkanı seçmesine karşı olmak mıdır?

Serhan Yücel: Şimdi sondan başlayarak cevaplamaya çalışayım. Hükümet sistemi dediğimiz sistemleri, temel itibariyle 2 başlıkta toplayabiliriz. Birincisi Parlamenter Sistem, ikincisi başkanlık Sistemi, bir de Yarı Başkanlık Sistemi dediğimiz 3. bir sistem, buna da Fransız dediğimiz, bunu da söyleyebiliriz. 2 sistem açısından bakalım, Parlamenter Sistem dediğimiz sistem, şu anda bizim Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem olarak 6’lı masada savunduğu ve ortak metnini de 28 Şubat’ta deklarasyonu da açıkladığı çerçevede, parlamentoyu güçlü kılan, parlamento öncülüğünde ve önceki sistemi biraz andıran, bizim savunduğumuz sistem, onu biraz sonra detaylı olarak anlatırım. Ama öte tarafta bizim şu anda bir yanılgımız şurada düğümleniyor. Başkanlık Sistemi dediğimiz sistem, şu anda uygulanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle uzaktan yakından alakalı bir sistem değil. Yani bizim Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem olarak ortaya koyduğumuz kavram, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine o kadar uzak bir kavram ki, yani Başkanlık Sistemi bile Parlamenter Sisteme daha yakın çünkü ikisi aynı başlık altında değerlendirilebiliyor. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem veya Parlamenter Sistem ve Başkanlık Sistemi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin tabloda yeri yok yani öyle bir sistem yok. Diyorlar ya Türkiye’ye özgü, öyle bir şey yok, yani Türkiye’ye özgü, İspanya’ya özgü, yani ne demek Türkiye’ye özgü? Türkiye’ye özgü dedikleri sistemin tek adam rejimi getirdiğini gördük. 36 bin atamayı yapabiliyor bir cumhurbaşkanı, göreve geldikten yarın saat içinde, aynı gün içinde, böyle bir şey olamaz, böyle bir mantıkta olamaz. Böyle bir hukuk mantığı da olamaz, böyle bir demokrasi mantığı da olamaz, böyle bir yönetim mantığı da olamaz.

Politik Adam: Dakika 1, gol 1, ÖSYM başkanını aldı görevden,

Serhan Yücel: Yani demek ki ÖSYM başkanını atamasında bir hata varmış, tek adamlar rejimleri liyakatten uzaklaşır, tek adam rejimleri akıldan uzaklaşır, bilimden uzaklaşır ve hukukun getirdiği, hukukun üstünlüğünü, hukuk devletinin getirdiği kavramlardan uzaklaşır ki bunun da sonuçlarını görüyoruz. Kurumların birer birer kaybolması ve güçsüzleşmesi, önce güçsüzleşerek başlayan bir süreç, 2018’de başlayan bu süreç, ne yazık ki geldiğimiz noktada, 2022 yılı itibariyle artık kurumların adeta çöküşüne doğru gitti. Ve korkarım bir enkaz edebiyatı yapmak istemem ama çok kısa bir süre sonra 6’lı masa iktidarı devraldığında enkaz sözü bile devir alınacak Türkiye’yi karşılamaya yeter bir ifade olmayacak.

Politik Adam: Enkazın bir üstü ne hocam?

Serhan Yücel: Moloz yığını falan ama Türkiye çok güçlü bir ülkedir.

Politik Adam: Hocam hiç kurtarır bir yanı yok mu bu işin?

Serhan Yücel: Kurtarılır yanı var, 6’lı masanın ortaya koyduğu güçlendirilmiş parlamenter sistem mantığı, hukuk devletine, hukukun üstünlüğünü, aklı, bilimi, demokrasiyi öne çıkararak, yeni bir, yaşanabilir bir Türkiye halini ortaya koymaktan geçiyor. Bu kurumlar güçlenecek, liyakat, ehliyet öne çıkacak, aklın yolu bir, biz tekrar tekrar tek adam rejimini başka bir tek adamla devirmek değil, tek adam rejimini hukukla, hukukun üstünlüğüyle,

Politik Adam: Yine topu siz attınız hocam, değerli izleyiciler Serdar Yücel beyin şöyle bir pratiği var. Hem siyasetin içinde, akademisyenlikte de teorinin içinde, bu ikisini çok önemli alanda uyguladığı için hocamı bulmuşken sorgulama mantığıyla sormak durumundayım. Hocam şimdi 6’lı masa Cumhurbaşkanı adayını belirledi, geldi, yaklaşık 2-3 sene geçecek yani seçime kadar. O da tek adamı devirmek için yine bir tek adama Türkiye’yi mahkûm etmeyecek mi? Getirilen en büyük eleştirilerden biri bu.

Serhan Yücel: Şimdi 2018’de getirilen ucube sistemin açıkçası Türkiye’ye getirdiği, attığı kazıklardan birincisi bu ama burada seçimlerden sonra elbette ki belirli bir süre, bunun sürecine herhalde 1-2 günde ya da 1-2 ayda toparlanabileceğini söyleyemeyiz açıkçası. Ama elbette ki şimdiki hazırlıklarımıza birazdan değineceğiz. 6’lı masanın oluşturduğu çalışma grupları, çalışma masaları veya işte komisyonlarda gerek bir taraftan Anayasa, bir taraftan ekonomi, bir taraftan göç gibi bazı ana başlıklar etrafında hazırlıklar toparlanmaya devam ediyor. Dolayısıyla biz 2022’de yapılacak bir erken seçimde, baskın seçimde veya zamanında yapılacak 2023’deki bir seçimde, iktidara geldikten sonra elbette ki bu mevcut sistemi değiştirmek için belli bir süreye ihtiyacımız olacak. Yani biz bunları değiştirdik kendi kafamıza göre yani tek adam mantığını elbette ki devam ettirmeyeceğiz ama tek adam döneminde oluşan bu enkazı düzeltebilmek için Anayasa başta olmak üzere belli kanunlar, işte siyasi etik kanunu olsun, siyasi partiler kanunu olsun, seçim kanunu olsun, ekonomideki o eski kurumların tekrar kazanılması olsun, DPT yerine yeni kurumların oluşturulması gibi, bunların hepsinin tamamlanmasından sonra, belli bir, makul bir süre sonra elbette ki yeni bir seçim, yeni bir,

Politik Adam: Hocam burada akla takılan, 6’lı masa koordinasyonuna geleceğim de burada akla takılan en önemli şey bu, ortak bir aday belirlediniz, ortak bir aday bu 6’lı masada, eğer 6’lı masadan biri cumhurbaşkanı adayı ise diğer 5 kişiye bir taahhüt mü verecek? Yarın cumhurbaşkanı seçildi, ben size uymuyorum derse, yani cumhurbaşkanı seçilmiş kişiye 5 kişi daha müdahale etmeye kalkarsa, yamalı bohça bir yönetim olursa, çünkü iktidar partisinin bu sisteme, sizin getirdiğiniz öneriye ilişkin getirdiği en büyük olay bu, eski koalisyon dönemleri geliyor. Bir yamalı bohça geliyor, her kafadan bir ses çıkacak dönem geliyor deniliyor. Şimdi buna ilişkin nasıl bir cevap vermek gerekiyor?

Serhan Yücel: Şimdi Fehmi Bey, biz açıkçası bu son 4 yıldır herhalde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte bazı değerlerimizi de kaybetmeye başladık. Şöyle söyleyelim, son zamanlarda çok meşhur Ak Parti’nin ilk zamanlarından beri bir kelime çok kullanılır oldu. Ve bu olumlu halde kullanılır oldu. Diyorlar ki ezberleri bozalım, ezberleri bozuyoruz. Hâlbuki şu anda Türkiye’nin ezberleri bozmaya değil, ezberleri hatırlamaya ihtiyacı var.

Politik Adam: Hangi ezberleri hocam?

Serhan Yücel: Neyin ezberi, mesela hukukun ezberini hatırlamamız lazım, kurumlara ilişkin ezberlerimizi geri kazanmamız, hatırlamamız lazım.

Politik Adam: Birlikte yaşama kültürünü, irfanımızı,

Serhan Yücel: Hepsini dahil ediyorum.

Politik Adam: Cumhuriyet değerleri dediğimiz değerleri,

Serhan Yücel: Hepsini dahil ediyorum. Ve sonuçta geldiğimiz nokta, bütün kapılar şuraya çıkıyor, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bizi öyle bir mantığa alıştırdı ki, Türkiye’nin ortak aklı harekete geçirmesi bile a bu koalisyon, koalisyon kötü gibi hemen bir olumsuz tepki, peki tek adam rejimimi iyi? Yani bunun karşılığında ortak aklı ortaya koymak, kurum kültürlerini tekrar kazanmak kötü, tek adamın, tek başına verdiği kararlar, bugün ÖSYM başkanını görevden aldım, yarın o adamı aldım maliye bakanı yaptım, yani yapabilir, maliye bakanı olabilir. Çünkü maliye bakanı sık sık değişiyor Türkiye’de, belki de bir bakmışsınız dün ÖSYM’de başarılı olamadı, deneme tahtası oldu ya bunların gözünde Türkiye, belki yarın öbür gün bir bakacaksınız Merkez Bankası’nın başına ÖSYM’nin başından aldığı vatandaşı, sayın başkanı oraya görevlendirmiş. Buna kim itiraz edecek, böyle bir mantıksızlığı?

Politik Adam: Yani kapının önünden bile geçebileceğini düşünmüyorum çünkü çok büyük toplumsal bir tepki var.

Serhan Yücel: Peki geçerse ne diyeceğiz?

Politik Adam: Geçmemesinin bir garantisi var mı diye sorarsanız, yok.

Serhan Yücel: İşte onu söylüyorum, bizim burada aslında tartışacağımız konu, ortak aklı Türkiye tekrar nasıl ortaya koyabilir, tekrar nasıl kazanabilir? Birbirinden farklı 6 partiden söz ediyoruz. Bunlardan biri Atatürk’ün kurduğu parti olarak 9 Eylül 1923 değildir asıl 23 Ekim 1923’de kurulmuştur ama hadi 9 Eylül olsun. 9 Eylül 1923’de kurulmuş Cumhuriyet Halk Partisi, kapandı 80 darbesiyle, 92’de yeniden açıldı ve yoluna devam ediyor. O partinin içinden çıkmış, merkez sağ olarak adlandırdığımız bir misyon ki onu biz temsil ediyoruz, Demokrat Parti, bakın 6’lı masada bir uç Cumhuriyet Halk Partisi merkez sol,

Politik Adam: Ama şöyle diyelim mi, Kuvayi Milliye ruhunun kurduğu bir Cumhuriyet Halk Partisi var, Kuvayi Milliye ruhunun içindeki bir Demokrat Parti var. Öyle olunca şöyle oluyor ki, Cumhuriyet Halk Partisi’ni Demokrat Partililer bir üstünlük vermiş oluyor. Biz sizden geldik, bizim kökümüz sizsiniz, 6’lı masada onun için anlaşıyoruz gibi bir pozisyon mu oluyor?

Serhan Yücel: Tam olarak öyle değil, şöyle bakmak lazım, mesela Atatürk konusunda 1950’lerde bir tartışma var. Demokrat Parti diyor ki Atatürk’e biz sahip çıktık. Atatürk’ü Koruma Kanunu’nu biz çıkardık, Anıtkabir’e biz taşıdık, şimdi Cumhuriyet Halk Partisi ile Demokrat Parti’nin aslında birinin merkez solda birinin merkez sağda konumlanmasının belki ana sebeplerinden bir 46 sonrası, 1946-50 arasında Demokrat Parti’nin ortaya koyduğu demokrasi mücadelesiyle birlikte ortaya çıkan bir ayrışma. 6’lı masanın diğer unsurlarına bakalım, Milliyetçi Hareket Partisi içindeki bir mücadeleden ayrışarak kendi partisini kurmuş bir İyi Parti hareketini görüyoruz, Ak Parti’den ayrılmış 2 önemli liderin örgütlenmesi sonucunda ortaya çıkmış Deva Partisi ve Gelecek Partisi’ni görüyoruz.

Politik Adam: Ak Parti’nin içinden, geleneğinden gelen ve ondan dolayı da işte iki partinin de ondan oluştuğu bir Saadet Partisi’ni görüyoruz.

Serhan Yücel: Belki onlara da ayrı bir çizgi, Milli Görüş çizgisinin belki de ilk orijini, başlangıç noktası olarak ta değerlendirebileceğimiz, dolayısıyla dışarıdan bakıldığında 6 tane birbirine benzemez parti bir araya geldi ve ortak mutabakat metnine, Türkiye’nin geleceği için imza attı.

Politik Adam: Sayın Bahçeli masanın altında bir de HDP var diyor hocam.

Serhan Yücel: Valla hani masanın arkasında, bütün yemeklerde de görüldüğü gibi Mustafa Kemal Atatürk’ün olduğunu söyleyebiliriz 7.olarak. Ama bu sözü söylerken birazcık ta gerçekçi olmak lazım, iki gün önce mecliste sağlık çalışanları için bir oturum olması gerekiyordu, katılan partilere bakalım, Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, İyi Parti milletvekilleri tam kadro mecliste yerlerini aldılar. HDP katılmadı, MHP ve Ak Parti katılmadı. Şimdi bunu söyleyenlere bende şunu derim. Masanın altında yedinciyi arayanlara bende şunu derim, o zaman sizin masanızda Ak Parti, MHP, BBP, Vatan Partisi, Osman Öcalan var derim.

Politik Adam: Sonuncuda HDP yani.

Serhan Yücel: Yani Osman Öcalan’ı ben çıkarmadım televizyona, yani onun desteğini ben almadım.

Politik Adam: Ama Osman Öcalan’ı televizyona çıkaran zat, kral çıplak diye bağırdı.

Serhan Yücel: Neticede Ak Parti, MHP, Büyük Birlik Partisi, Vatan Partisi ve Osman Öcalan, bunlar aynı tarafta yer aldıklarını görüyoruz. Ve evvelsi gün mecliste de hep birlikte gördük, HDP’de, MHP’de, Ak Parti ile hareket eden partilerdi.

Politik Adam: Şimdi sizin akademisyenlik, pratik siyaset bir de yazarlık, gazetecilik yönünüz olduğu için, nehir söyleşisini siz yönlendiriyor oldunuz, 6’lı masa meselesine geldik. Şimdi siyaseten umut olacak 6’lı masa, bir seçmen ekonomik problemlerden, siyasi problemlerden bunalmış, karşısında bir 6’lı masa var. Sizin deyiminizi gördüğü zaman, gelecek için umut var mı?

Serhan Yücel: Şimdi Türkiye o kadar sıkıntılarla boğuşuyor ki, gerçekten de insanlarımız bir umut kapısı arar hale geldi ama şunu da söylemekten geri durmamamız lazım, Türkiye’nin imkanları, Türkiye’yi tekrar toparlayacak, çok kısa sürede toparlayacak birçok imkana sahip. Bunu önceden de başardı Türkiye. Menderes döneminde başardı, Demirel döneminde başardı, Özal döneminde başardı, bunu başardık Türkiye olarak. Bunu tekrar, şu anda Cumhuriyetin 100.yılına geldiğimiz bu günlerde bir defa daha başarabilmemiz için bizim tekrar fabrika ayarlarına dönmemiz, biraz önce bahsettiğim bazı ezberlerimizi geri hatırlamamız gerek. Bunların içinde hukuk, hukukun üstünlüğü, demokrasi gibi kavramları tabii ki başa alarak, ondan sonra bunları düzenledikten sonra bizim rahmetli Demirel’in dediği gibi yasaksız Türkiye idealini oluşturduktan sonra, yine rahmetli Demirel’in söylediği gibi, ‘Türkiye’de tencerenin yıkamayacağı hükümet yoktur’ der ya, bu hükümette, bu yapıda, bu mantık da tencere yüzünden gidecek. Keşke bu kadar sıkıntıya düşürmeden gitseydi de toparlanma süreci biraz daha çabuk olurdu.

Politik Adam: Sizden sonra Pazarcılar Federasyonu Başkanı’nı konuşturacağım programda, o tencere meselesi, patates soğana geleceğim de, değerli hocam affınıza sığınarak şunu söyleyeyim, şimdi Demokrat Parti’nin köklü bir geleneği var. Hani ben sizin var olan gücünüzü biliyorum, insan gücünüzü de biliyorum, bürokraside, merkez sağdan gelen,

Serhan Yücel: Her yerde bir kıratla karşılaşıyoruz evet,

Politik Adam: Şimdi oy oranınıza bakarak,

Serhan Yücel: Oy oranımız nedir bizim?

Politik Adam: Hani diyorlar ya 1-1,5

Serhan Yücel: Nereden biliyorsunuz, biz 2018 seçimine girmedik. 2019’da da çok sınırlı yerlerde belediye başkanlığı seçimine girdik, aldığımız oy girdiğimiz yer itibariyle % 6 civarında.

Politik Adam: Algı yönetimi için söylüyorum ben, şimdi Demokrat Parti’nin 2 milletvekili var, Sayın Genel Başkan, Cemal Enginyurt, şimdi 6’lı masada Demokrat Parti’nin bir figüran olmadığını ben biliyorum. Demeçleriyle neredeyse 6’lı masayı dağıtabilecek bir tweet attı genel başkan. Sonra hani izah edildi falan ama ben hala o partinin mensuplarını konuşturuyorum, halen golü hazmetmiş değiller. Şimdi bu Demokrat Parti’nin varlığını burada bir anlatabilir misiniz? Siz İyi Parti’nin gölgesinde, kenarda duran bir parti misiniz yoksa tüm teşkilatıyla, varlığıyla, arkadaş 6’lı masada olmasa, biz seçime girsek %7’yi göğüsleyeceğiz çünkü Türkiye’nin Ege’de, Akdeniz’de birçok yerde belki ben bilmiyorum, Karadeniz’de de, hani Güneydoğu illerine gittim, Demokrat Parti’nin merkezlerini görünce çok şaşırdığım iller var yani. Böyle bir müktesebattan bahsediyorum.

Serhan Yücel: Demokrat Parti köklü bir gelenek, Türkiye’de merkez sağ dediğimiz ve Menderes’ten Demirel’e, Özal’a kadar önemli liderler yetiştirdi ve şu anda Türkiye’de meclisteki en genç Genel Başkan’a sahip, Gültekin Uysal’a, Türkiye’nin en genç genel başkanına sahip bir hareket. Evet, 1946’dan beri biz belli hatalarla, tarihimizle de hep sık sık yüzleştik, yaptığımız doğru işlerin karşılığını aldık iktidara gelerek, yaptığımız yanlışların bedelini ödedik, seçim kaybederek ama 4 tane darbe yaşandı Türkiye’de, büyük, başarıya ulaşmış, 15 Temmuz’u saymazsak, bu darbelerin tamamında Demokrat parti iktidardaydı. 27 Mayıs 60 darbesi, 3 şehit verdik. 12 Mart 1971 muhtırası diyorlar, darbesi, iktidardan uzaklaştırıldık. Adalet Partisi Süleyman Demirel, 12 Eylül 1980 darbesi, yine tek başına iktidardaydı Adalet Partisi demokrat misyon, Süleyman Demirel iktidardan uzaklaştırıldı. Ve son olarak 28 Şubat Refahyol hükümetinde yine iktidarın ortağıydık. Bu 4 darbenin 4’ü de bize yapıldı. Ama biz yolumuza devam ediyoruz, 401bin üye sayımızla Türk siyasetinde bundan sonra var olmaya da devam edeceğiz.

Politik Adam: Siz rahmetli Süleyman Demirel’in şapka meselesini, gittik gelme meselesini söylersek, 28 Şubat’ta gitmiş bir lider tekrar gelmek istiyor, yani eğer bu konuya gelmişseniz en son 28 Şubat’a, Çevik Bir’in de tahliye edildiğini de gördü Türkiye siyasi hayatı, Tansu Hanım’ın tekrar merkez sağa dönem hayalini de sormadan edemeyeceğim.

Serhan Yücel: Tansu Hanım bizim eski Genel Başkanımız, gerçi Tansu Hanımın genel başkanlığı döneminde ben Sayın Aydın Menderes ile Demokrat Parti’deydim, ben yine Demokrat Parti’deyim. Tabi şimdi Demokrat Parti, Doğruyol Partisi ve Anavatan Partisi’nin, iki köklü geleneğin bir araya gelmesiyle, çatı parti oluşturan bir parti. Yani Anavatan Partisi tüzel kişiliği de sona erdi, Doğruyol Partisi tüzel kişiliği de sona erdi, ikisi Demokrat Parti’de birleşti ve dolayısıyla 1983 yılında kurulmuş partiler, Türkiye siyasi tarihine baktığımızda, ilk partinin 83’de kurulduğunu görüyoruz. Çünkü 80 darbesi biliyorsunuz, 1981’de 2533 sayılı kanunla partileri kapattı.

Politik Adam: Merkez sağ fabrika ayarlarına döndü.

Serhan Yücel: Merkez sağ olarak değil, Türkiye’nin en eski partisi şu anda Doğruyol partisi kabul ediliyor ve o da Demokrat Parti’ye iltihak ettiğinden, şu anda Yargıtay’daki kayıtlara baktığınızda 1 numarada en eski parti Demokrat Parti, çünkü Doğruyol Parti’sinin isim değişmiş hali Demokrat Parti. Elbette ki bu dönemde, bizde 1946’dan beri, 80 yıla yaklaşan bir mazimizle, elbette ki bu süre içinde kopukluklar, kırgınlıklar oldu ama çizgimizde bir kırıklık yok. Şimdi siz sormadan ben söyleyeyim, bu da sorularınız içinde muhtemelen vardır. E peki böyle diyorsunuz da niye CHP ile hareket ediyorsunuz gibi bir soru birkaç yerde soruldu.

Politik Adam: Türkiye’de kutuplaşması gerekirse, Demokrat Parti ve CHP’dir.

Serhan Yücel: Hayır değil, kesinlikle değil,

Politik Adam: Hani tarafı sağ sol diye ayırıyorlar ya.

Serhan Yücel: Öyle ayıranlara sormak lazım, bundan bir 30 yıl önceye gidelim, 1992’de Demirel başbakan, Erdal İnönü başbakan yardımcısı, Doğruyol-SHP koalisyonu, 30 yıl daha geriye gidelim, 1962 Adalet Partisi- CHP koalisyonu, İnönü başbakan Adalet Partisi içinde. 30 yıl daha geri gidelim, Adnan Menderes, Celal Bayar CHP milletvekili, ha o kadar 90 yıl gerilere gitmeyin, 10 yıl geri gidelim, hatada da ortağız, Ekmelettin İhsanoğlu vakası, orada da ortağız. Dolayısıyla biz Cumhuriyet Halk Partisi ile ana konularda, Cumhuriyette, demokrasi ilkelerinde ayrıştığımız bir nokta yok. Ama biz Türkiye’nin liberal bir ekonomik modelle, Türkiye’ni merkez sağ gelenek dediğimiz, kendi öz değerlerine bağlılıkla, problemlerin üstesinden daha kolay gelineceğini, problemlerin üstesinden hukukun üstünlüğü ve demokrasiyle, demokratik bakış açısıyla gelineceğini ve bunun için de bizim partimizin adı Demokrat Parti, onlar da cumhuriyet, cumhuriyetçilerde Cumhuriyet Halk Partisi ismini almışlar. Elbette ki farklı partileriz, birimiz merkez sağı, birimiz merkez solu temsil ediyoruz ama biz Türkiye’nin menfaatleri bir araya gelmemizi gerektirdiğinde de bir araya gelmeyi de her zaman bildik. İşte bugün de 6’lı masada Cumhuriyet Halk Partisi geleneğiyle, merkez sol dediğimiz gelenekle bir arada olmamızı bu şekilde gayet normal olarak, gayet olumlu olarak karşılamaktayız.

Politik Adam: Hocam, Sayın Kılıçdaroğlu’na partiyi sağcılaştırdığı, Yeni CHP, ulusal değer, Atatürk ilkelerinden ayrıldı gibi eleştiriler var CHP içinde de, sizin 6’ı masada Demokrat Parti yakınlaşmasından dolayı mı oluyor yani? Demokrat Parti’ye benzeme gayreti görüyor musunuz?

Serhan Yücel: Hayır, zannetmiyorum, Demokrat Parti Genel Sekreteri olarak değil de, ama baktığımda Cumhuriyet Partisi’nin,

Politik Adam: Yani sizin alana da müdahale etmiş, girmiş, o propagandayı da yapmış olmuyor mu?

Serhan Yücel: Demek ki bizim dediklerimiz onlar tarafından da doğru olarak kabul edilmiş ki 46’dan beri savunduğumuz,

Politik Adam: Nezaket buyuruyorsunuz da hani akıllara yeni geldi, jeton yeni düştü gibi tabirler var. Şimdi hocam 6’lı masa toplantısı ertelendi, herkes dedi ki kriz var, 6’lı masada kriz var, toplanamıyorlar. Gerçekten öyle mi çünkü siz 6’lı masanın birçok komisyonunda yer alıyorsunuz. En son Anayasa komisyonuydu, yani bir kriz mi oldu da toplanamadınız?

Serhan Yücel: Herhangi bir kriz yok, şimdi tabi yaz dönemi, liderlerin programları oluyor, zaten 6 liderin aynı günde, aynı saatte bir araya gelebilmeleri işte 7 Ağustos günü kararlaştırılmıştı. Fakat tabi programı uymayan liderler oldu. Bildiğim kadarıyla 2 liderin o gün önceden belirlenmiş programı olduğu için, hepsinin katılabileceği bir gün olarak 21 Ağustos yani 2 hafta, herhangi bir kriz yok ama şunu söyleyeyim, açıkçası laf aramızda, iyi ki 21 Ağustos’a ertelendi çünkü bizim Anayasa çalışmalarını yaptığımız komisyon olarak biz biraz daha zaman kazandık. Aslında 7 Ağustos’a da yetiştirecektik ama biraz daha elimiz rahatladı. Şimdi 21 Ağustos’a kadar Anayasa metnini hazırlamış olacağız.

Politik Adam: Şimdi Anayasa dediniz de siz seçimlere ortak bir aday, tamam adı belli değil onu konuşacağız, iki, seçmenin önüne yeni bir Anayasa taslağıyla mı gideceksiniz? Biz Anayasa’yı değiştireceğiz ey millet, Anayasa’da önerdiğimiz nokta bu. Zaten Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini değiştirmeyi vaat ediyorsunuz, Türkiye’nin önünde bir Anayasa değişikliği var, referandum?

Serhan Yücel: Evet, şimdi elbette ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen bu ucube sistemden, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş için 28 Şubat’ta 6 lider bir araya geldi, mutabakat metnini imzaladı. O mutabakat metni bizim için çerçeveyi çizdi. Yani nasıl bir Türkiye, güçlendirilmiş parlamenter sistemden neyi kastedildiği, o metinde yer alıyor. Bizimde yaptığımız aslında o mutabakat metnine uygun bir Anayasa taslağını hazırlamak, yani yeni bir Anayasa hazırlamıyoruz biz aslında, yani hiçbir sürpriz falanda yok. Mutabakat metninde ne yazıldıysa, biz bunlara,

Politik Adam: Yani tamamen kaldıracağız gibi bir vaat, Anayasa değişikliğini de yapar ya, hani merhum Demirel’den bahsettik, 91 şeffaf karakol dedi.

Serhan Yücel: Evet, şimdi bu 28 Şubat 2022’de 6 liderin imzaladığı mutabakat metninde ne dendiyse, ne yazıldıysa biz de Anayasa çalışma grubu olarak, onları Anayasa metnine yerli yerine yerleştiriyoruz. Tabi Türkiye Anayasa’sında yapılacak çok başka konularda var           açıkçası, bu da 6 partinin üzerinde sonradan uzlaşacağı bazı başka maddelerde olacak ama bugün çok acilen değişmesi gereken ki 6 liderinde altına imza attığı bu değişiklikler önce öncelikli olarak yapılacak. Daha sonra elbette ki güçlendirilmiş parlamenter sistem mantığı içinde bir takım ilaveler, bir takım yeni hukukun ve demokrasinin çizdiği çerçevede, çok basit bir örnek vereyim. Anayasa’mızın 12-74.maddeleri arasındaki 2.kısmın başlığı, ‘temel haklar ve ödevler’ başlığını taşır. Ya Anayasa nedir, Anayasa bireyi devletin gücü karşısında koruyabilmek yani o mantıkla hazırlanır ama bizdeki Anayasalar adeta devleti, vatandaşın tepesinde dolaştıran, Demokles’in kılıcı gibi gezinen Anayasalara sahip olmuşuz Türkiye olarak. İşte burada temel hak ve ödevler kelimesi bile, o başlık bile bize her şeyi anlatıyor.

Politik Adam: Bir yurttaşlık kimliğini baskılıyor.

Serhan Yücel: Ne demek ödev, Anayasa’da ödev mi olur? Ödev olur da böyle bir başlık olmaz, Anayasa’da nasıl bir başlık olur, temel haklar ve özgürlükler olur veya hürriyetler, temel haklar ve hürriyetler,

Politik Adam: Yani ödev dediği sorumluluk?

Serhan Yücel: Evet, şimdi devlet adeta kendi kendini koruma altına alıyor. Kime karşı, bana karşı vatandaşa karşı,

Politik Adam: Yarın, yaklaşık 11 yıl geçti, Uludere’ye gidiyor Sayın Kılıçdaroğlu, yani orada 34 vatandaşımızın öldürülmesine ilişkin, bir helalleşme kapsamında mı gidiyor? Şimdi Kemal Bey’e ilişkin cumhurbaşkanı adayı olacağına ilişkin yoğun bir spekülasyon var. Kemal Bey gerçekten aday olursa Demokrat Parti ne der, hani bu stratejik bir kriz olsun diye sormuyorum ama bunu herkes soruyor ve Kemal Bey gerçekten kendi partisi açısından ezberleri bozacak bazı işler yapıyor. Onlardan biri, Uludere’ye gitmek, şimdi devletin tarafı değil, 6’lı masa adına mı gidiyor oraya helalleşmeye yoksa Cumhuriyet Halk Partisi adına mı gidiyor?

Serhan Yücel: Tabii ki bu 6 farklı siyasi parti, tüzel kişilikleriyle, kendi görüşlerini savunmaya ve iktidar umutlarını, iktidar iddialarını sürdürmeye devam edecekler, bunda herhangi bir anlaşılmayacak durum yok. Ama bu 6’lı masayı, bir kere bu Millet İttifakı olarak adlandırmak doğru değil. Niye, çünkü Millet İttifakı 2018’de 4 parti arasında, Saadet Partisi, İyi Parti, Cumhuriyet Halk Partisi ve bizim Demokrat Parti arasında,

Politik Adam: Millet İttifakı’nın içindesiniz?

Serhan Yücel: içindeyiz.

Politik Adam: Yani 6’lı masanın 2 unsuru, Sayın Babacan ve Davutoğlu?

Serhan Yücel: Onlarda olabilir, bu her seçim döneminde yeni baştan ele alınacak bir konu. Yani belki 6’lı masa, 6 parti olarak, Millet İttifakı olarak girilecek, belki 5 parti girecek, 3 parti girecek.

 

Politik Adam: Helalleşmeyi 6’lı masa adına yapıyor dediysem, Sayın Babacan, Sayın Davutoğlu adına da gitmiş olabilir Sayın Kılıçdaroğlu.

Serhan Yücel: Şimdi burada bizim önemle üzerinde durmamız gereken nokta şu, 6’lı masa bir irade ortaya koydu, dedi ki, Türkiye kötü yönetiliyor, Türkiye’nin kötü yönetilmesindeki sebep, şu andaki ucube sistemdir, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’dir, tek adam rejimidir, tek adam yönetimidir. Biz bu tek adam yönetiminden kurtulmak için ortak bir aday çıkaracağız ve bir ortak adayı destekleyerek, ha bu şu demek değil, ben partimi kapatıyorum, bu 6 parti partisini kapatıp tek bir parti oluşuyor. Öyle bir şey yok. Hepimizin iddiaları devam ediyor, biz hiçbir görüşümüzden falan vazgeçmiş değiliz. Diğer partilerde geçmeyecek.

Politik Adam: Ama ortak mutabakatımız bu sistemin değişmesi, ortak cumhurbaşkanı adayı önermek.

Serhan Yücel: Şimdi burada tabi adayımız kim, hep bu soruluyor. Şimdi adayınız kim diye sorulduğunda yine aynı mantıkla,

Politik Adam: Bu bir kısırdöngü değil mi? Yani o onu, o onu devamlı aynı devir devam ediyor.

Serhan Yücel: İşte sıkıntı da orada,

Politik Adam: Hani Gültekin Bey bizim cumhurbaşkanı adayımız, eğer ortak bir adaya karar vermezsek deyin de bu sorudan kurtulun ya.

Serhan Yücel: Evet, şimdi bakın bizim burada ısrarla üzerinde durduğumuz konu şu, cumhurbaşkanı adayı ismi üzerinden biz tartışmanın doğru olmadığını çünkü tek adam rejimine son vereceğiz diyoruz, ondan sonra tek adam rejimini tek adamla yıkmayı kararlaştırmışız gibi bir algı oluşacak. Biz tek adam yönetimini, kurumları tekrar kazanarak, demokrasiyi tekrar kazanarak, hukuku, hukukun üstünlüğünü tekrar kazanarak sağlayalım diyoruz. Yani tek adam rejiminden kurtulmanın yolu, başka bir tek adam, yani Ekmelettin İhsanoğlu, yani örneğim yanlış anlaşılmasın lütfen ama Ekmelettin İhsanoğlu türü bir adayla, tek adama biz başka bir tek adamla yeneceğiz mantığıyla hareket etmememiz gerekiyor. Türkiye’nin insan gücü var, Maliye bakanından, Dışişleri bakanına, Cumhurbaşkanı yardımcılarından TÜİK başkanına, Merkez Bankası başkanına kadar, biz isimler üzerinde konuşacaksak alın bu isimleri açıklayalım önce.

Politik Adam: Eğer bir gölge kabine açıklarsanız işiniz rahat olur da bu dediğiniz şeyler çok zor değil mi? Yani Serhan hocam, siyasetin pratiğini ve teorisini bilmiş kişi olarak soruyorum. Hani çok zor bir şeye talip olmuyor musunuz?

Serhan Yücel: Vallahi Türkiye’yi yönetmek,

Politik Adam: Biz demiri eritmişiz Ergenekon’dan deyip başlayabilirsiniz,

Serhan Yücel: Biraz önce ifade ettiğimiz gibi Türkiye zor bir süreci yaşayacak önümüzdeki dönemde de, çünkü gerçekten de Ak Parti’nin 20 yılda bıraktığı mirasın adına enkaz bile diyemiyoruz.