Pudralı Şeker, 94 Ruhu Hasiretlik Çeker - Fehmi Çalmuk

Pudralı Şeker, 94 Ruhu Hasiretlik Çeker


Bu yazı 30 Mart 2021 tarihinde Hürses Ekonomi Gazetesi'inde "Ak Parti’nin Muhtemel ve Mümkün Siyaseti"   başlığıyla yayımlanmıştır.  

Türk siyasetinde yaşanan ve yaşanması (TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un değimiyle) “mümkün ve muhtemel” olan her olaydan sonra ya bir aşk skandalı ya da toplumsal tartışma oluşturacak sosyal bir olay yaşanır.  Tam da Ak Parti kongresini konuşacaktık ki; “pudra şekeri” olayı patlak verdi.

Ne kongre ne de muhterem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yapmak istediği gölgede kaldı. Elbette siyaset bu… ‘Kalan sağlar bizimdir’ denir.

Şimdi beraber bakalım isterseniz: Kim sağ, kim selamet?

Muhterem Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 Mayıs 2017’de parti teşkilatlarında “metal yorgunluğu” olduğunu belirtmiş ve şöyle seslenmişti:

 "AK Parti, milletin bağrından çıkmış ve bugüne kadar gücüne hep milletten almış bir partidir. Milletimizle irtibatımızın zayıfladığı gün, bizim Allah göstermesin bittiğimiz gün olacaktır. Bu yıl sonuna kadar il teşkilatlarımız, ilçe teşkilatlarımız, belde teşkilatlarımız kesinlikle dün de arkadaşlarımla paylaştım, tamamını güncelleyeceğiz. Yeniden gözden geçireceğiz. Çünkü ortada bir metal yorgunluğu var. Bunu aşmamız lazım.”

Metal yorgunluğundan bir yıl sonra genel kurul yapmıştı.

 Eğer İstanbul il başkanını “1994 ruhu” heyecanı ile değiştirmeseydi 7. Olağan genel kurul ile ilgili bu kadar beklenti olmayacaktı. Kimse Erdoğan’ı “hani değiştirecektin?” diye suçlamasın. Zira kendisinin böyle bir değişim yapacağına ilişkin bir deklaresi yok. Ancak teşkilatlarda büyük bir beklenti oluştu.

Binali Yıldırım. Asiltürk'e Neden Gitti?

Oğuzhan Asiltürk ziyareti ve ardından da Osman Nuri Kabaktepe’nin il başkanı olması “Milli Görüş koduna geri dönüş olacak” diyerek bir beklenti oluşmasını sağladı.

Bu ziyaret Ak Parti’de öyle bir etki etti ki Asiltürk’ün “Ak sakal” gibi bir siyaset bilgesi olarak ziyaretler başladı. Gelen duyumlara göre kongre öncesi Binali Yıldırım da ziyaretçiler arasındaydı. Merhum cennetmekan Erbakan ve Asiltürk gibi Binali Yıldırım da İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu…Hatta Asiltürk MSP hükümetinde İçişleri Bakanı iken Binali Yıldırım’ın da yönetiminde olduğu öğrenci derneğini büyük bir hengameden kurtarmıştı. Binali Yıldırım’ın ziyaretinin muhterem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bilgisi dahilinde de olduğunu belirttiğini de ekleyelim.

Kongre öncesi beklentilerimi 23 Mart 2021 tarihindeki yazımda yazmıştım.

Ancak beklenti çıtası o kadar üst seviyeye çıkartıldı ki neredeyse CHP başta olmak üzere muhalefet partileri bile duruma çok üzüldü. “Bu mudur Erdoğan?”  denildi. Dağın fare doğurduğundan tutunda Ak Parti’de “müzmin hoşnutsuzlar” topluluğundan bahsedildi.

Gökçek Neden Silindi?

Gelen bilgiler ve duyumların ışığında genel kurul öncesi listeye girenler, son anda çıkarılan isimler var.

Hatta makama çıkıp “Efendim şu ismi yazmasanız, izah edemeyiz” diyen genel başkan yardımcısına kapıyı gösterip “İşine bak sen” diyen Erdoğan’ın sözleri bile aktarıldı.

Erdoğan ince ince inceledi, değerlendirdi. Hatta genel idare kuruluna alınacak eski bir parti yöneticisiyle ilgili son ana kadar tereddütte kalınmış, bizim kaleme aldığım eski bir yazı bile arşivimizden istenmişti.

Bir de listeye yazılmasına rağmen son anda muhterem Cumhurbaşkanımızın ikna edilerek listeden çıkarıldığı belirtilen üç önemli siyasetçi var ki üçünün de ağzını bıçak açmıyor.

Melih Gökçek, Hüseyin Çelik ve Suat Kılıç…

Gelen duyumlara göre genel başkan yardımcısının ardından aktif görevlerine devam parti yönetiminin önde gelen isimleri bu üç isme karşı defans göstermişler.

Özellikle Melih Gökçek’e…

“Efendim kamuoyundan gelecek ‘Niye aldınız, şimdi neden koydunuz?’ sorularına cevap veremeyiz !”

Anladığım kadarıyla gece 03:00’e kadar müzakereler devam etmiş.

Bu da muhterem Cumhurbaşkanı’nın “dediğim dedik, çaldığım düdük” demediğini gösteriyor. İkna edilebiliyor.

Bunu söylerken aklımda deli deli sorular var. Kimler, neye karşı ikna etti?

Cihannüma Faktörü Ne Anlama Geliyor?

Her ne kadar partinin en güçlü iki ismi makamı paylaşsa da Numan Kurtulmuş ve Binali Yıldırım gibi gösterilse de bana göre öyle değil. Eğer TBMM Grup Başkanlığına bu iki isimden biri getirilse idi farklı bir yol haritası çıkarılabilirdi. Bu öyle olmadı. Erdoğan, ‘durun, durduğunuz yerde’ dedi.  

Numan Kurtulmuş açısından bakıldığında Cihannüma örgütlenmesinden İstanbul il başkanı Osman Nuri Kabaktepe’den sonra Cihannüma’nın genel başkanı Mehmet Şen’in parti yönetimine gelerek genel başkan yardımcılığı koltuğuna oturması sıradan bir olay değildir. Çünkü TURGEV, TÜGVA, ENSAR, ÖNDER, İlim yayma derken Erdoğan tavrını Cihannüma’dan yana koydu.

Şimdi gelinen noktada Ak Parti’nin en güçlü ismi Hayati Yazıcı’dır.

Polemiklere girmeyen, rengini belli etmeyen, açıktan ve kamuoyu önünde kimseyi hedef almadan, aldırmadan ve istediğini yaptırarak yoluna devam eden bir isim…

Oluşan listede Erdoğan’a en büyük yardımcı da o…Bir adım bile Erdoğan’ın yanından ayrılmadan  yürüyüşüne devam ediyor.

Erdoğan hiçbir ekibin parti tek güç sahibi olmasını istemiyor. Parti yönetimine Kayseri’den; Özhaseki’yi alırken TBMM Grubuna aynı seçim bölgesinden Mustafa Elitaş’ı getiriyor, Taner Yıldız’ı ise dışarıda tutuyor. Değişik isimler ve dengeler sıralanabilir.

Abdullah Gül ve DEVA Etkisi Var mı?

Bunları konuşurken Ak Parti’den başka partilere gidebilecek olanlarının önünün kesilmesi olayı var. Burada belirgin olarak duran DEVA Partisi… Abdullah Gül’ün gücünün göz ardı edilmemesi gerekir. Çünkü bir çok ismin kongreden önce “Bir bilen” gibi Gül’ün kapısını çaldığı, onunla istişare yaptığı belirtiliyor. Gül “gelin” demedi. “Ak Parti’de durun” dedi. Reel politikten hareketle Erdoğan’ın bu durumu çok iyi gözlediğini biliyorum. Çünkü ‘Abdullah Bey’e ayıp olur’ diyerek yakın çalışma arkadaşlarına bile görev teklif etmedi.

Akrebin kıskacında yoğrulan Erdoğan’ın buradan da bir ivme yakalamaya çalıştığını görmek gerekir.

Ve güvenlikçi politikalar uygulamakla suçlanan Ak Parti’nin ‘Kürt sorunu’ diye tanımlanan ve ‘çözüm süreci’ uygulamasından sonrası restorasyon projesine zemin hazırlayacak isimleri partiye kazandırmasının üzerinde de duralım. Ak Parti kurulduğu günden buyana bölge politikalarından belirleyici isim olan İhsan Arslan’ın ne de oğlu Ali İhsan Arslan listelerde yer almamasını iyi analiz etmek yerinde olacaktır.

94 Ruhu Bir Gece Ansızın Gelebilir

Ak Parti açısından kariyer planı Çarşamba günü yapılması beklenen AK Parti TBMM grup toplantısında ortaya çıkacak. Erdoğan vites büyütecek. Ak Parti’yi tek bir geleneğin hakim olduğu bir parti halinden çıkaracak söylemini iyi analiz ederek ileriyi görebileceğiz. Kabinede beklenen değişim Erdoğan’ın 2023’te ipi göğüsleyip, göğüslemeyeceğine ilişkin belirleyici unsurları içeriyor.

Eğer “1994 ruhu” pudra şekerine bulandırılmaz ise Erdoğan ileri bir hamle yapacaktır.

Muhterem Cumhurbaşkanı tabanla, kitleyle ve seçmen ile buluşunca nasıl bir performans gösteriyor. Bunu da gördük.

Erdoğan sürprizleri sever. ‘Bir gece ansızın’ diyor ya ‘ansızın’ birçok şey yapabilir.

Muhtemel olmaktan öte mümkündür.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Oca

Vay, Vay… Vay Mücahit Vay !

05Oca

Hacı Kemal Dayı

08Ara

Geçirmeye Doymadılar

30Kas

Erdoğan'a Karşı Yeni Cephe

22Kas

Uşaklar, Yumuşaklar, Yavşaklar