Fehmi Çalmuk

Yorgun Mücahit

Fehmi Çalmuk

Hayat yolunun yarısını açtık. Saçlarımıza ak düştü. Çok ama çok kahpe pusulalardan geçtik. Nerede yaşatılıyor ve yaşıyorsa demeden, bizi hayata, imana, “Hayra motor şerre fren olmayı”, emperyalizm karşısında durmayı öğrendim öğreneli; halen şu sloganın hasretinde ve peşindeyim. Bugün bile sağına soluna bakmadan    "Mücahit” sloganını duyduğumda sebilhane bardağı gibi yan yana dizilmeyi, teşbih taneleri gibi liderin arkasında saf tutmaya kilitlenmiş gibi milyonlar var. Bir köşede durup “Dayan Allah'a Güven Allah'a” diyen milyonlar. 

Büyük mücahit cennetmekan Erbakan Hocam’a vefat yıl dönümünde gani gani rahmet dilerim. Orhan Veli Kanık’ın “Bir Türküyü on değişik makamda okumak” dediği gibi mücahitliği başka bir makamda okuyan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a da yeni yaşı dolayısıyla gani gani sağlık ve afiyet dilerim. Müslümanın ensesinde boza pişirilen 28 Şubat’ın Bizans’ın ruh ikizlerinin yerli işbirlikçileri ve alkışçılarına da Rabbim’den gani gani gani zahmet dilerim. 

Mücahit geçinen “28 Şubat mağduruyum” diyerek parsa hesabı yapan Yeni Şafak Gazetesi’nin yıllardır kaç cepheye karşı kelle koltukta  mücadele eden Tamer Korkmaz’ı 28 Şubat günü, Ramazan Bayram arifesi işten atması yalnızca Fetöcülerin marifeti değil elbette. Diyor ve ilan ediyorlar ki “28 Şubat devam ediyor. İslami camianın gazetesine “İslami camianın mücahit köşe yazarını attırırız” mesajı veriyorlar.  

Ahmet Kaya’nın ne de  güzel havalandırdığı Yusuf Hayaloğlu şiirinde der ya: 

Bir sen kaldın geride
Bir sen kaldın geride

Ah, akıp gidiyor hayat
Yüreğim anlıyor seni
Artık susma, yorgun demokrat

Şairin ve sanatçının affına sığınarak bu dizelerinin sonunda bir değişiklikle ekleme yapsam, meramımı belki anlatabilirim.

Bir sen kaldın geride
Bir sen kaldın geride

Ah, akıp gidiyor hayat
Yüreğim anlıyor seni
Artık susma, yorgun Mücahit

Evet İslam ümmeti gibi Türkiye'nin mücahitleri, mücahideleri de de yorgun. Kimileri yılgın olduğunu söylüyor kimileri yıkılmış...

 Temellerinin üzerine muhafazakarlık denen bir deli gömleğini, giydirerek sekülerleştirilen bir hayat anlayışını inşa edivermişler. Mücahit yorgun ki ihya hareketi yapması gerekirken imha hareketinin içinde serseri mayın gibi bir hal içine girmiş durumda. Medeniyet imarı peşindeyken, Timur’un fillerini, Cengiz Han’ın atlılarını geride bırakan topal aksak da olsa eserleri, hizmetleri tarumarın peşinde, toz dumanın içinde zerzefil olmaya namzet duruma düçar olmuş, olmaya da niyetli bir istikamette.

Halbuki…

Yine Yusuf Hayaloğlu’ndan söyleyeyim:

Karanlık yollardan geçtik
Zehir gibi sular içtik
Bir yanımızda ölüm
Bir yanımızda yâr sevdik

Bu yolda dönenler oldu
Mum gibi sönenler oldu
Yâr göğsüne baş komadan
Vurulup düşenler oldu

Üzerimizden 28 Şubat geçti. “Hocam Çankaya Seni Bekliyor” sloganları atan abilerimiz birer birer biçildiler. Bir başkası olmaktan yoruldu kalbimiz… Canım Sultanım cennetmekan Hocamı hastane köşelerinden heyet raporuna mahkum edip, yanımızda, sağımızda solumuzda duranlar ikişer, üçer aktılar gittiler. Erbakan Hocamın yerine noca bulmaya koyuldular, emperyalistlerin masasında meze oldular.

Biz böyle değildik, böyle görmedik. Türkiye’nin Müdafa-ı Hukuk cemiyeti gibi kapı kapı dolaşan bir gelenek vatan toprağını Müslüman Türk’ün gönül coğrafyası kabul eden, ümmetin müdafaasını, ekonomik bağımsızlığını olmazsa olmaz kabul eden bir medeniyetin dantel gibi işlenmesini sağlayan komuta kadromuz, hatibimiz, yazarımız vardı.

Doğru söylüyor şair:

Bir sen kaldın geride
Artık susma, yorgun Mücahit !

Şimdilerde bulunduğu mevzilerde, mayalanan hamuruyla her biri birer emperyalizme meydan okuma irade beyanını ortaya koyacak kadar kendinde, aslında; ceddinde olduğu kadar mukavemet gücü taşıyan eski mücahitlerin doluştuğu siyasi partilerin unuttuğu. Iskaladığı, “Adam sende” dediği bir şeyler yok mu dersiniz ?… 

Anadolu topraklarına gelen milyonlarca  sığınmacıya ensar ruhuyla ekmeğinin yarısını bölüp ikram eden insanımızın kiminin cömertlik dediği paylaşım kültürü “Adil Düzen” inşasının temeli değil mi ?

Cennetmekan Erbakan  Rahmeti Rahman’a kavuştu. Adil Düzen unutuldu.

Bir zaman “Nas” diyerek kıyısından geçildi. Sıka sıka boğazladılar, nefes almaz duruma getirdiler ekonomimizi…Sağımız solumuz Galata Bankerleri, önümüz arkamız İngiliz ruhlu para simsarları.

Hadi Ak Parti’yi, Gelecek, Deva’yı Hatta  Hüdapar’ı geçelim  de Saadet Partisi, Yeniden Refah’a ne demeli?

Cennetmekan Erbakan’ı Fetullah için gömenlere, bir de Kemal Kılıçdorğlu, Ekrem İmamoğlu için gömenler çıktı.

Hayatında bırakın tepegözden asetat ile konferans dinlemeyi, sinema salonuna girmemiş kavruk yüzlü, iman gözlü insanlara komünizm ve kapitalizme karşı anti tez geliştiren mazlumu, garibanı, fakiri ezmeyen, zalimi kollamayan, hırsızı milletin ekmek teknesine, hanesine yollamayan bir düzen adil düzen…Tüketen değil üreten bir düzen… Geride kalanın koluna giren  üretim yapanın, istihdam oluşturanın yanında duran  bir düzen…

Vergi, faiz taşlarının altında inim inim inleyen Mehmet o karikatürden anladı var olanı… “Gavur” der geçerdi. Amerika’yı, Rusya’yı, Batı’yı böyle kavradı…Cebindeki çıyanı, ensesindeki akrebi, ülkenin malını, emeğini, umudunu çalan yılanı böyle belledi.

Ya “Bir sen kaldın geride Yorgun Mücahit

Türkiye’nin içine girdiği ve 2025’de daha zorlanacağı ekonomik kriz karşısında milletin bir umuda ihtiyacı var. Direncini kavileştirici, yaşama sevincini artırıcı bir umuda ihtiyaç var. Yaşı 50’nin üstünde  hangi emekliye, esnafa sorsanız Refahyol’daki “Erbakan zammını” bir övünç madalyası bir zafer kutlaması gibi hatırlatır. Sonra yakınından bile geçmez. 

Hedefe kitlenmiş kadrolar birer cepheden çekildiler, mevzileri boşalttılar. Halbuki ortak para pirimi, ortak ekonomik birlik, ortak savunma teşkilatı, kültürel birlik…Faizsiz bankacılık…Kar payı ortaklığı…Selem senedi…Hukuk sistemi, eşitlik.

Adil Düzen bir meydan okumadır da şu anda meydana çıkacak, bunu anlatacak insan sayısı bir elin parmaklarını aşmıyor. 

Saadet mi, Yeniden Refah mı meydan okuyacak? Adil çağrısını dillendirecek…

Son günlerde çatı parti tartışmalarıyla gündeme gelen Saadet Partisi, TBMM’de grup kurabilmek için giriştiği telaş “Yeni nesil  siyaset” vaadi parti tabanını korkutuyor. Soruyorlar; “Nereye evriliyoruz ?” Saadet’in ismi kaldı, vekiller çatı partiye gitti…Genel Başkan bile bırakın mirasını “Erbakan Hocam” bile demeden “Necmettin Bey”  diyor. Son yıllarda  "Adil Düzeni” ağzına bile almayan Saadet Partisi ekonomik anlamda ne öneriyor ?

Enişte kavgası nedeniyle pılını pırtısını İstanbul’a taşıyan siyesilerin olduğu söylentileriyle boğuşan, siyasi  varlığını Erdoğan’a karşı demeç vermeyle, kızgınlığını, öfkesini dindirmeyi yeğleyen Yeniden Refah Partisi ne demeli ? “Benim babam” derken  Fatih Erbakan’da Adil Düzen namına söylediği kaç satır var. 

Ya Haymana Mutabakatı gibi oluşumlara ne demeli  ?

 “Şer “ diye gördükleri  Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığına, Saadet Yönetimi’nin CHP ile seçim ittifakına karşı gelirken yalnız ve yalnız siyasi parti politikaları mıdır eleştirilen ? Gitti Temel, geldi Mahmut… Ne değişti ?

Ya iktidar nezle olsa zatüre olacak kadar bağımlı Memursen’e, Hak-İş’e, Müsiad’a, Askon’a ne diyeceksiniz ? İşleri ekonomi ile…Memuruna, işçisine zam dediği zaman Adil Düzen Ekonomik Modelin büyük zaferi olan “Erbakan Zammını” diline dolayıp Adil Düzen’in yanından geçmemelerini yorgun mücahitlikle değil “vurgun, soygun mücahitlikle mi” anlatabileceksiniz ? Yazık…

Diyor Necip Fazıl rahmetli MTTB gençliğine:

“Biz küfrün buz dağını hohlaya hohlaya erittik. Şimdi ortalık çamur deryasına döndü. Gel bakalım geçebilirsen geç. Kendi salonunda bir mikrofonu bile düzenleyemeyen bir gençlikten bir hayır çıkmaz.”

 Milli Görüş’ün müktesebatına bir bütün olarak sahip çıkmak, koruma ve kollama yapmak gerekmez mi ?

Milli Görüş, Adil Düzen’i anlatır. Savunur. Adil Düzen; Kur’an-ı Kerim’in önderliğinde ardından Hadis’in öncülüğünde ekonomik ve idari sistemdir.

Erbakan ve arkadaşları TCK 163 yüzünden yıllarca kuş dili konuştu. TCK 312 yüzünden yıllarca  kelimelerin arkasından bir bir medeniyet vaad etti. Adım attı. Yürümeye çalıştı. 

Yürütmediler. Temeller attılar, güldüler…Fabrika bacaları tütmeye başlayınca korktular. İşçiye, köylüye, memura, esnafa vel hasılı millete dayanıp, Bağımsız Türkiye için “Kuvay-ı Milliye” deyip önce TBMM’ye sonra yerel yönetimlere ardından iktidara gelince korktular…Anayasa’nın laiklik teliyle boğdular…

Bugün zaman kelimelerin ardına  saklanma kuş diliyle konuşma güne değil. Diyor ya Yunus Emre “Süleyman kuş dili bilir dediler” Bu zamanda bu milletin içine sokulmaya çalışıldığı zillet için de bırak kuş diline 30 saniye reels videosu bir çok şeyi anlatmaya yetmiyor mu ? 

Bugün ekonomik krize karşı da, alternatif ekonomik model olarak da, çok hukukluluk ile birlikte yaşama kültürü de Adil Düzen ile sağlanabilir. Hatta bir siyasi parti kurulsa hatta ve hatta mevcutlu partiler sırf Adil Düzen’in ekonomik modelini anlatsa milyonları peşine takabilir. 

Yapılabilir mi ?

Bu soru aynı 7 Ekim 2023 öncesi; “Gazze’deki mücahitler, siyonistlerin zulmüne, soykırımına, binlerce tonluk bombardımanına karşı koyabilir mi ?” sorusuna  benziyor. 

İman varsa imkan da vardır. 

Demir dağları ördüler, dağları erittik yolumuza gittik. Binlerce orduyla üzerimize geldiler,   Hilâl Taktiği ile galip geldi. “Biz motor yapamayız” dediler, modernlik ve zerafetin simgesi gümüşten motor fabrikalarıyla temel atıp milli harp sanayi kurduk.

Ne derdi cennetmekan Erbakan:

“Dünya inammış bir mücahitten daha güçlü bir silah icat etmemiştir” 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları