HÜDAPAR, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Desteklemekten Pişman Değiliz

HÜDAPAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, 2018 Cumhurbaşkanı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan'ı desteklemekten pişman olmadıklarını belirtirken, ittifak davetlerine 'HÜDAPAR ilkelerine uygun bir ittifak olursa orada yer alır' diyerek açık kapı bıraktı. Tek rakiplerinin HDP olmadığını da belirten Yapıcıoğlu, Cumhurbaşkanı tarafından atanan bakanların göreve başlarken yemin etmeleriyle birlikte TBMM'nin desteğini alabilmelerine yönelik değişiklik önerdi. Yapıcıoğlu, sistem değişikliğinin halkın gündeminde olmadığın da söyledi. Genel Yayın yönetmenimiz Fehmi Çalmuk'un moderatörlüğünü yaptığı Politik Adam programına katılan Zekeriya Yapıcıoğlu'nun röportajının ikinci bölümünü yayımlıyoruz._ZXrbfYZzxg

Youtube Kanalı
Youtube Kanalı
Abone Ol
HÜDAPAR, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Desteklemekten Pişman Değiliz

 

BİZİM TEK RAKİBİMİZ HDP DEĞİL, SEÇİMLERE GİREN BÜTÜN SİYASİ PARTİLER RAKİBİMİZDİR

POLİTİK ADAM: Şimdi sizin rekabet olarak gördüğünüz bir bölgesel siyaset yapmadığınızı sözlerinizden anlıyorum. HÜDAPAR’ın hedef koyduğu kitle, şimdi HDP sizin bölgesel bir rakibiniz mi, Türkiye genel siyasetinde bir rakibiniz mi, siz HDP ile rakip olma sorularına muhatap olmaktan rahatsız oluyor musunuz?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Yani siyasi olarak bizim tek rakibimiz HDP değil, seçimlere giren bütün siyasi partiler rakibimizdir. Hatta seçimlere girmeyip siyasi faaliyetlerde bulunan siyasi partiler de bizim rakibimizdir. Herkesin kendisine göre siyasi bir çizgisi vardır ve o çizgisine insanları çekmeye çalışır. Neticede hepimiz aynı topluluğa hitap ediyoruz. Bu anlamda HDP’de siyasi rakiplerimizden bir tanesidir, herhangi bir fark yoktur.

POLİTİK ADAM:  Oyları bir partiye kayıyor mu? Hani mesela siz diyebilir misiniz çünkü şöyle bir şey Diyarbakır’da Kutlu Doğum Haftası’nda, Diyarbakır’da bugüne kadar görülmemiş milyonlar var. Bu daha öncede HÜDAPAR’ın fikri anlamda da desteklediği denilebilir, STK’lar tarafından örgütlenen bir şeydi. Muazzam bir iş, yani bu tabanın bu kalabalığın içinde muhakkak HÜDAPAR’a oy verende var, HDP’ye oy veren de var. Sizin tabanla arasında bir geçişkenlik var mı HDP ile ilgili?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Şöyle söyleyeyim yani şu partinin oylarıyla, bu partinin oylarıyla tabirini de doğru olduğunu düşünmüyorum. Oy vatandaşın oyudur, sandığa gittiğinde dilediği partiye oy verebilmelidir, bunu hür iradesiyle kararlaştırıp istediği partiye atabilmelidir. Bu nedenle bir ara soruldu siz falanca partinin oylarına talip misiniz? Biz dedik hayır, biz hiçbir partinin oyuna talip değiliz, bunu şu anlamda söylüyoruz, hiçbir partinin yöneticisi lütfen HÜDAPAR’a oy vermesin, eğer bir partinin yöneticisi ise orada fiili olarak görev alıyorsa, siyaset yapıyorsa oyunu kendi partisine versin. Ama biz vatandaşın oyuna talibiz.

POLİTİK ADAM: O siyasi parti geleneğinde var, Mesut Yılmaz Anavatan Genel Başkanı’ydı, DSP’ye oy verdiğini açıklamıştı.

Zekeriya Yapıcıoğlu: E ayıp etmiş. Eğer bir partinin Genel Başkanı’yken başka bir partiye oy veriyorsa o zaman istifa edip gitsin o partide siyaset yapsın. Ya da kongresini toplasın, iltihak kararı alsınlar, o partiye iltihak etsinler, birlikte yol yürümeye devam etsinler.

BİZ SADECE İSLAM İNANCINA MENSUP MÜSLÜMANLARA DA DEĞİL, GAYRİMÜSLİMLERE DE HİTAP EDİYORUZ.

POLİTİK ADAM: Ben bunu şundan söylüyorum. HÜDAPAR’ı inatla bir bölgesel parti veya bir Kürt partisi gibi gösterme eğilimi var, medyada siz gene bir ambargodan bahsettiniz. Hani ben bunu belki tekrar olacak ama değerli izleyiciler bakımından da söylüyorum, siz bir bölge partisi misiniz?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Hayır, biz herhangi bir bölgeye hapsedilebilecek bir parti değiliz. Biz Türkiye’deki her kesime, her etnik gruba hitap ediyoruz. Biz sadece İslam inancına mensup Müslümanlara da değil, Gayrimüslimlere de hitap ediyoruz. Biz diyoruz önce insan, önce adalet, bu memlekette yaşayan herkese bizim söyleyecek sözümüz var. Memleketin bütün sorunlarına dair bizim çözüm önerilerimiz var. Belki bugün bazı yerlerde kendimizi daha iyi tanıttığımız için daha fazla bir destek bulmuş olabiliriz ama inşallah biz sadece Kürtlerin değil, Kürtlerinde, Türklerinde, Lazlarında, Çerkezlerinde, Araplarında diğer hangi etnik gruptan olursa olsun, hangi etnik kökenden olursa olsun burada yaşayan bütün vatandaşlardan biz destek talep ediyoruz. Ve sorunlarına da biz çözüm üretmek için yola çıkmış bir siyasi hareketiz.

ANAYASA’DA HİÇBİR ETNİK KÖKENE VURGU YAPILMAKSIZIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI OLAN HERKESİN BU DEVLETTE EŞİT VATANDAŞ OLDUĞU VURGULANMALI

POLİTİK ADAM: Türkiye’de bir çözüm süreci yaşandı, oldu olmadı işte dağda siyaset yapacaklarına oradan siyaset yapsınlar diye başlayan, çözüm süreciyle devam eden ve bunun arkasında da gerçekten Güneydoğu halkına, yaşayan halklara Kürt sorunuyla ilişkin, kültürel haklarıyla, Kürt diline ilişkin, Kürtçe televizyon yayınına ilişkin Türkiye’de ciddi gelişmeler oldu. Bu gelişmelerin ışığında baktığımızda zatıalinizin bir açıklaması var. Diyor ki Kürtlerin kimliğinin Anayasa’da tanımlama önerisini yeniliyorsunuz, ısrarla, bu bir zorunluluk mu sizin için olmazsa olmaz bir tavır mıdır, karar mıdır?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Şimdi şöyle söyleyeyim, Kurtuluş Savaşı yıllarında ve 1. Dünya Savaşı yıllarında bazı farklı etnik gruplar ve özellikle Arap coğrafyası parça parça koptu Osmanlı bahis topraklar üzerinde. Şu anda da 20’den fazla farklı etnik kökenden gelen farklı yerlerden göç edip buraya gelmiş işte Balkanlardan, Kafkaslardan, farklı yerlerden Orta Doğu’dan göç etmiş, buraya gelmiş yerleşmiş ya da Orta Asya’daki Türki Cumhuriyetlerden buraya yerleşmiş vatandaşlarımız var. Hepsi bizim kardeşimizdir, başımızın üstüne. Fakat bu coğrafyada çok uzun süredir, 1000 yıldır yaşayan, 1000 yıldır birlikte hareket etmiş, birlikte cepheden cepheye koşmuş kalabalık iki kitle var. Kurtuluş Savaşı yıllarında da, Lozan’da da, Lozan müzakereleri devam ederken oraya gidenler Türklere ve Kürtlere haber gönderiyorlar. Sizde buraya temsilci gönderin diye, oradakiler bizimde temsilcimizdir diye Kürtler cevap veriyorlar. Şimdi böyleyken daha sonraki dönemde bir ulus devlet anlayışına doğru bir kayma oldu. Ogün bugündür Türkiye’de bazı sorunlar yaşanıyor. Şimdi biz diyoruz ki Anayasa’da şu anda etnik kimliğe bir vurgu var. Birileri diyor ki oradaki vurgu etnik kimlik değildir, oradaki Türk’ten kasıt, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir. Peki, siz öyle söyleyebilirsiniz ama farklı etnik kökenlerden gelen vatandaşlar bunu başka türlü anlıyor. Öyleyse ya Anayasa’da hiçbir etnik kökene vurgu yapılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin bu devlette eşit vatandaş olduğu vurgulanmalı ya da eğer herhangi bir etnik gruba vurgu yapılacaksa o zaman, eğer bu devlet birlikte kurulmuşsa bunun asli hukuk haklarından Kürtlerin de kimliği orada tanınmalı diyoruz. Bizim önerimiz budur.

POLİTİK ADAM: Diğer halklarda talepte bulunabilir eğer böyle bir yol açılırsa, en büyük endişede bu galiba Türkiye’de.

Zekeriya Yapıcıoğlu: Bunun önüne geçmenin yolu da hiçbir etnik kökene vurgu yapmamaktır. Eğer vatandaşlık bağı bizi bir arada tutan hatta onun üstünde daha güçlü bir bağımız var bizim, bizim inanç bağımız var. İslam bizi bir araya getirmiş, bizim en sağlam en güçlü çimentomuzdur, diğer bütün halklarla birlikte ortak paydamız budur. Gayrimüslimler de vardır. Onlarda kanunda eşit olmalı, onların da hakları korunmalı, zaten gayrimüslimlerin önemli bir kısmı özellikle Yahudiler ve Rumlar, azınlık olarak kabul ediliyor ve onların hukukları bir anlamda uluslararası anlaşmalarla garanti altındadır. Ortak kimlik oluşmayacaksa, farklı etnik kimliklere vurgu yapılacaksa o zaman sadece bir tek etnik kimliğe vurgu yapmanın yanlış olduğuna işaret etmeye çalıştık.

BİR SİYASİ TERBİYE VE SİYASETEN KATL’DİR.

POLİTİK ADAM: Şimdi bu HDP konusunu kapatacağım, affınıza sığınırım ama gelen soruları da iletmem isteniyor, şöyle bir nokta var, bu HDP ile ilgili meselede, bazı yerlerde HDP ile aynı siyasi yorumları yaptığınız, bazı yerlerde ayrıştığınız açıkça görülüyor. Şimdi HDP’yi bir kapatma davası var. Siz filanca bir partinin gözüyle HDP tırnak içinde HDP’nin kapatılması olayına o sözlerle bakacak değilsiniz, kendi düşünceniz var ama genel bu konuda HDP ile ilgili yorum yapmaktan kaçınan bir tavrınız mı var Genel Başkanım?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Hayır, şimdi doğrusu biz şundan çok çektik, çok şikayet ettik. Televizyonlarda bazen konuşuluyor, tartışılıyor, tartışılırken HÜDAPAR’da tartışılıyor ama HÜDAPAR’dan kimse yok. Biz diyoruz ki HÜDAPAR’ın olmadığı yerde HÜDAPAR tartışılıyor? Dolayısıyla biz kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi bizde başkasına yapmamalıyız. O anlamda, yoksa şu veya bu parti ile ilgili değil, biz genel anlamda bir ilke koyuyoruz ortaya diyoruz ki cezaların şahsiliği ilkesi denen bir ilke var, şimdi kapatma davası bir parti ile ilgili açıldığında yapılan şey ne? O partinin hükmü şahsiyetini oluşturan, o hükmü şahsiyetin çatısı altında siyasi faaliyet gösteren bazılarının suç işlediği bu nedenle bu şahsiyetin kapatılması gerektiği veya o hükmü şahsiyete son verilmesi gerektiği yönünde bir görüş doğrultusunda hareket ediliyor ve böyle bir kabulle kanunla hazırlanmış bir parti ile ilgili kapatma davası açılabiliyor. Şimdi başlıklarınız, sorularınız arasında vardır, bir ara Anayasa değişikliği ile ilgili mecliste grubu bulunan partiler anlaştılar bazı maddeler üzerinde onlar gelmedi, yine referanduma sunulan Anayasa değişikliğinde siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılmasına ilişkin maddeler vardı o da geçmedi meclisten. Biz ilkesel olarak şunu diyoruz, bir kişi suç işlemişse, o kişinin işlemiş olduğu suçtan dolayı onun partisine kapatma davası açılmamalıdır. O partiye gönül vermiş, o partiye destek veren, oy veren, o partinin siyasi hayatının devam etmesini isteyen bir kitle var. O kitlenin tamamı bu suçu işlemediğine göre o zaman cezalanan şahsi ilkesi ile gereğince suç işleyen kimse, onun suçunun karşılığı neyse adil bir şekilde yargılansın, ceza ona verilsin.

TÜRKİYE PARLAMENTER SİSTEME GERİ Mİ DÖNMELİ YOKSA BAŞKANLIK SİSTEMİ İLE DEVAM MI ETMELİ TARTIŞMASI BU HALİYLE ÇOK KISIR BİR TARTIŞMADIR. VATANDAŞIN GÜNDEMİNDE HİÇ BÖYLE BİR ŞEY DE YOKTUR.

POLİTİK ADAM: Ama Genel Başkanım partide insan kalmadı cezalandırılacak yani, herkesin bir fezlekesi var mecliste aşağı yukarı, bir de merhum Süleyman Demirel der ki parti kapatmak siyasi terbiye modelidir. Türkiye’de o çok kapatılan, siyasi gelenek açısından baktığımız zaman, hukuken hani sizde hukukçusunuz, bu size göre bir siyasi terbiye modeli mi, parti kapatma?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Bir siyasi terbiye ve siyaseten katl’dir.

POLİTİK ADAM: Şimdi siz diyorsunuz ki siyasal sistemler tabu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, siz diyorsunuz ki ıslah edilebilir. Hatta çift mecliste öneriyorsunuz. Şimdi HÜDAPAR Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini benimser mi, benimsemez mi? Parlamenter Sistem mi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi mi, niye böyle söylüyorum, Türkiye bunun için yine bir kamplaşma içine gitti ittifaklar nedeniyle. HÜDAPAR ne diyor, mevcut sistem ıslah edilebilir mi yoksa tamamen ortadan kaldırılmalı mı?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Şuandaki haliyle bu tartışma yani Türkiye Parlamenter Sisteme geri mi dönmeli yoksa Başkanlık Sistemi ile devam mı etmeli tartışması bu haliyle çok kısır bir tartışmadır. Vatandaşın gündeminde hiç böyle bir şey de yoktur. Aşırı derecede politize olmuş birileri kendi partilerinin söylemlerini halkın arasında yaymak için, zaman zaman bunu gündeme getirebilirler ama inanın halkın gündeminde bu yoktur. Türkiye ne zaman geçti Başkanlık Sistemine, 2018 seçimlerinde ilk defa uygulanmaya başladı. 2007’deki Abdullah Gül Bey’in Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra 367 garabetinden sonra bir Anayasa değişikliği yapıldı sonra referandum yapıldı, %70’e yakın bir oyla Cumhurbaşkanını halkın seçeceğine dair kuralı halk onayladı. Bunu bir köşeye yazalım.

POLİTİK ADAM: Sizce Cumhurbaşkanını halk mı seçmeli?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Biz buna itiraz etmiyoruz. Şimdi biz illa bu olsun, bu standart tablo mu, hayır değil. O da olabilir bu da olabilir, hiçbirisi bizi ne uçuracak cennete götürecek ne de cehenneme sürükleyecek. Hiçbirisi mükemmel de değil, tablo bu olmamalı.

POLİTİK ADAM: Araf’ta kalmış gibi?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Yok, Araf’ta kalmak değil. Ben izah edeyim,

POLİTİK ADAM: Bizde konuşmadan bir manşet çıkaralım derdindeyiz affınıza sığınırım.

Zekeriya Yapıcıoğlu: Çıkar inşallah, bakın 2007’de halk Cumhurbaşkanını ben seçeceğim dedi mi %69’la, 2018 seçimlerinde ilk defa Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine ilişkin bir seçim yapıldı. Üzerinden ne kadar geçti, henüz 4 yıl geçmedi yani 5 yıllık süresi henüz dolmadı. Daha 5 yıllık süresi dolmadan, bu sistem çok kötü, biz geri dönelim, tamam geri dönelim de o çok iyi dediğiniz sistem 70 yıl boyunca bir sürü sorun yaşattı, onları nereye koyacaksınız? Biz Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, Parlamenter Sistemi güçlendirelim.

ANAYASA’YI DEĞİŞTİRMEDEN SİZ SİSTEMİ DE FACTO DEĞİŞTİREBİLİR MİSİNİZ? ANCAK DARBE YAPARAK DEĞİŞTİREBİLİRSİNİZ

POLİTİK ADAM: Onun da kendi içinde bir tartışması var, nasıl olur diye?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Biz diyoruz evet, güçler ayrılığı, kuvvetler ayrılığı prensibi olmalı. Şu anda iyi uygulanıyor mu, uygulanmıyor. Peki, biz şunu soruyoruz, bu Parlamenter Sistemi şiddetle savunanlara, Parlamenter Sistem uygulandığında kuvvetler ayrılığı çok iyi işliyor muydu gerçekten? Kağıt üzerinde siyaset bilimcilerin veya hukukçuların, Anayasa hukukçularının söylediği şey şudur. Başkanlık Sistemi daha sert kuvvetler ayrılığı sistemidir. Daha belirgindir kuvvetler ayrılığı, çünkü yasama ile yürütme birbirinden ayrıdır. Ama Parlamenter Sistem’de yasamanın içinden bir de yürütme çıkıyor. Bakan aynı zamanda milletvekili çoğunlukla, Başbakan’da aynı zamanda milletvekili, hem kanun çıkarırken Bakanlar oy kullanıyorlar, üstelik milletvekilleri oturumda hazır bulunamazlarsa birine vekalet veremiyorlar. Vekaleten oy kullanmak yok. Ama Bakan aynı zamanda milletvekili idari bir görev için dışarıda olduğunda vekaleten birisi onun yerine oy kullanabiliyor. Bazı Bakanlar çift elini kaldırıyor. Şimdi nasıl oluyor bu kuvvetler ayrılığı? İşte efendim, hükümet hangi kanunu isterse o kanun çıkıyor. Parlamenter Sistemde farklı bir şey mi oluyor? Parlamenter sistemde Başbakan olabilmek için meclis çoğunluğunun güvenoyunu almak gerekiyor. Zaten meclisteki grup, çoğunluk grubu iktidar grubunun, hangi kanunu isterse iktidar getirdiğinde kanun teklifini, hükümet tasarısını parlamento olduğu gibi kabul ediyor. Hatta görüşme usulleri bile farklıydı, isimleri bile farklıydı. Hükümet bir kanun getirdiğinde Parlamento’ya bunun adı tasarıydı, muhalefet getirdiğinde bunun adı teklifti. Şu anda sistemin hiçbir sorunu olmadığı, tıkır tıkır işlediği iddiasında değiliz hatta biz tam olarak illa şu şu olmalı da demiyoruz. Diyoruz ki hem iktidar hem muhalefete, şimdi sistem değişikliği öneriliyorsa ne gerekiyor, Anayasa değişikliği, Anayasa’yı değiştirmeden siz sistemi De facto değiştirebilir misiniz? Ancak darbe yaparak değiştirebilirsiniz. Siyasi partilerin darbe yapmak gibi bir niyeti varsa ben onu bilmiyorum.

POLİTİK ADAM: Böyle bir tehlike görüyor musunuz?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Hayır, öyle bir gelenek yok.

POLİTİK ADAM: Ama teşvikleri vardı.

Zekeriya Yapıcıoğlu: Evet, teşvik başka, belki 1960 darbesi CHP yaptırmıştır da diyebilirsiniz. O ayrı bir mesele ama

POLİTİK ADAM: 28 Şubat’ı unutmayalım,

Zekeriya Yapıcıoğlu: Evet, ama bunlar askerin yapmış olduğu darbeler, siyasi destekleri var elbette

BUGÜNKÜ BU TARTIŞMA ABESLE İŞTİGALDİR. VATANDAŞIN ZAMANINI ÇALMAKTIR.

POLİTİK ADAM: Siyaset rakibiyle güreşemeyince, onu alt edemeyince sığındığı tek şey Cumhuriyeti koruma ve kollama görevinde Türk Silahlı Kuvvetleriydi.

Zekeriya Yapıcıoğlu: O onların arkasına sığındıkları

gerekçe. Şimdi siz Anayasa ile değiştirmeden değiştirebilir misiniz, hayır, şu anda iki blok oluşmuş parlamentoda, bu iki blokta herhangi birisinin Anayasa’yı değiştirebilecek çoğunluğu var mı, o da yok. O zaman tek yol ne kaldı, siyasi partiler bir araya gelecek, tartışacaklar, anlaşırlarsa sistem değişir.

POLİTİK ADAM: Bu mümkün mü?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Şu anda mümkün görünmüyor işte o yüzden bugünkü bu tartışma abesle iştigaldir. Vatandaşın zamanını çalmaktır.

BAKANLIK GÖREVİNE BAŞLAYABİLMELERİ İÇİN. YEMİN EDİP, GÖREVE BAŞLAYABİLMELERİ İÇİN MECLİSİN O BAKANLARI UYGUN GÖRMESİ GİBİ BİR SİSTEM DE GETİRİLEBİLİR.

POLİTİK ADAM: Eskiden şöyle derlerdi, siyasette kayıkçı kavgası,

Zekeriya Yapıcıoğlu: İşte biz çağrıda bulunuyoruz, diyoruz ki bakın Anayasa’nın değişmesi lazım, bu Anayasa bir darbe Anayasa’sıdır, sistem değişikliği isteyenler, bunun Anayasa değişikliğiyle olacağını gayet iyi biliyorsunuz. Öyleyse gelin meclis içi, meclis dışı bütün siyasi partiler nasıl bir sistem istiyorlar, birlikte bir yuvarlak masanın etrafında toplanarak, sadece sistem değişikliği ile ilgili değil, değişmesi gereken diğer Anayasa maddelerini de birlikte konuşalım, nasıl bir Anayasa yapabileceğimize birlikte karar verelim diyoruz. Hadi bizi davet etmiyorsunuz meclis dışındaki partileri, meclis içindeki partiler siz bir araya gelin bunu yapın diyoruz ama yok.

POLİTİK ADAM: Keşke bu diyalog zemini olsa da,

Zekeriya Yapıcıoğlu: Arada bir duvar, birileri burada bir şeyler konuşuyor, öbürleri o tarafta bir şeyler konuşuyor.

POLİTİK ADAM: Bir çift meclis diye sözünüz var, o çok dikkatimi çekti yani eski senato diyorsunuz bir öneri olarak?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Yani bir çift meclis bir yoldur ama

POLİTİK ADAM: Denetim mekanizması bakımından güçlü bir model bu.

Zekeriya Yapıcıoğlu: Evet, güçlü bir model, şu olabilir, şu anda Bakanları, Sayın Cumhurbaşkanı tek başına seçiyor, Cumhurbaşkanı doğrudan doğruya yetkiyi halktan alıyor. Ama diğer Bakanların mecliste güvenoyu şeklinde onayı istenebilir, bakanlık görevine başlayabilmeleri için. Yemin edip, göreve başlayabilmeleri için meclisin o bakanları uygun görmesi gibi bir sistem de getirilebilir. Ya da bütçe ile ilgili denetimler biraz daha arttırılabilir. Yani bunun ne olacağına hiçbir parti tek başına karar vermemeli zaten öyle bir gücü yok.

HÜDAPAR İLKELERİNE UYGUN BİR İTTİFAK OLURSA ORADA YER ALIR.

POLİTİK ADAM: Şimdi bu sistem tartışmasında Genel Başkan, bir ittifak tartışması var. Şimdi size her tarafta soruyorlar mı bilmiyorum da, siz Cumhur İttifakından mı yanasınız, Millet İttifakından yana mısınız? Hani birine yakınlığınız, birine uzaklığınız var mı? Siyaseten de bunu soruyor halk merak ediyor.

Zekeriya Yapıcıoğlu: Bir kere şöyle izah etmem gerekecek yanlış anlaşılmasın diye, biz millet ile ittifak halinde olmak istiyoruz. Anlatabildim mi, yani bizim şu anda herhangi bir ittifak ile yapmış olduğumuz bir anlaşma yoktur.

POLİTİK ADAM: Olabilir mi?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Olabilir, tabii ki siyaseten mümkündür, hatta bu siyasi sistemde, bu seçim sisteminde partiler bir anlamda icbar ediliyor, zorlanıyor ittifaklara girmek için, şimdi bu sistem hatta ikili bir yapıya doğru sürüklüyor.

POLİTİK ADAM: Bu size göre tehlike midir?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Bize göre Türkiye’nin yapısına göre uygun bir şey değil.

POLİTİK ADAM: Çok sesliliği önler.

Zekeriya Yapıcıoğlu: Birde iki yönlü partileri zorluyor, 1-Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi 50+1 meşhur tabiriyle yani %50’nin üzerinde bir oy gerekiyor. En yüksek oyu alan parti bile kendi adayını Cumhurbaşkanı seçtirebilmek için diğer siyasi partilerden destek istiyor. Öte taraftan şuan seçim kanunu ile seçim barajı %7’ye indirildi ama yarın seçim olsa eski kanun uygulanacak çünkü üzerinde bir yıl geçmedi.

POLİTİK ADAM: Bir de Anayasa Mahkemesine iptal başvurusu var, %7 ile ilgili değil de, 3 maddeyle ilgili,

Zekeriya Yapıcıoğlu: O iptal talebinin içeriğini incelemedim, o konuda bir şey söylemek istemiyorum.

POLİTİK ADAM: Seçim hakimlerinin seçimi ile ilgili itirazları var Cumhuriyet Halk Partisi’nin,

Zekeriya Yapıcıoğlu: CHP şu nedenden dolayı bunu söylüyor, en kıdemli hakim 20 yıldır iktidardan önceki dönemden hakimlerdir muhtemelen pek çok yerde, bize yakın bir hakim Seçim Kurulu Başkanı olur mu diye bir kanun çıkarttılar, hakimlere güvenmiyoruz oluyor ama bunun tersi de doğru. Şimdi neticede hakim kürsüsünde oturan birileri hayır, bizde diğer hakimlere güvenmiyoruz derse bu da aşağı yukarı aynı kapıya çıkar. O yüzden biraz çetrefilli bir konu. Neyse bakalım Anayasa Mahkemesi ona karar verecek. İttifaklarla ilgili müsaadenizle ben onu tamamlayayım. Bir de seçim barajı nedeniyle partiler ittifaka zorlanıyorlar. Bu nedenle partiler bazen kendi ilkeleriyle çok uyuşmayan bir ittifakın içinde de yer almak zorunda hissediyorlar kendilerini. HÜDAPAR bunlardan bir tanesi değil. HÜDAPAR ilkelerine uygun bir ittifak olursa orada yer alır.

POLİTİK ADAM: O zaman sizin yeni bir ittifakla ilgili öngörünüz, umudunuz, çalışmanız var herhalde?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Yani yeni bir ittifakla ilgili, onu zaman gösterecek.

POLİTİK ADAM: Yani şimdi şöyle, çok merak ediyorum affınıza sığınırım da hani bugün Necmettin Erbakan hoca ile ilgili Temel Bey’in bir açıklaması var, Erbakan hoca yaşasaydı, CHP’nin yanında olurdu diye, bu konudaki görüşünüzü soracağım da, Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi, yani kabul buyurursanız bunun gibi muhafazakar, İslami gelenekten gelen, Milli Görüş’ten gelen, DEVA’nın içinde de var, GELECEK’in içinde de var. Ama şimdi siyasi partilerin açıklamaya bakıyorum bazen Kemal Kılıçdaroğlu’mu konuşuyor, bu gelenekten insanlar mı konuşuyor diye merak ediyorum. Siz yeni bir ittifak arayışını yaparsanız, yapmak isterseniz kendinizle aynı idealler, belki renk tonları farklı olan partilerle mi yapmak istersiniz? Yani bir sol partinin yanında yer alır mısınız?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Biraz önce söyledim sağ, sol kavramları bize göre değil.

POLİTİK ADAM: Hayır, ben izleyicilerimiz daha rahat anlasın diye diyorum, sizi bir şeye zorlamak için değil de,

Zekeriya Yapıcıoğlu: Ben kendimi zorlanmış hissetmiyorum ama şunu ifade etmeye çalışıyorum. İttifaklar farklı farklı olabilir. 1- Barajdan dolayı seçim ittifakı olabilir. Seçim dönemiyle sınırlı, seçim bittikten sonra her partinin kendi yoluna devam edeceği bir ittifak şekli olabilir.

POLİTİK ADAM: Türkiye’de genellikle böyle oluyor.

Zekeriya Yapıcıoğlu: Bu şuna benzeri bir yerden bir yere toplu taşıma aracıyla gideceksiniz her türden insan o toplu taşımada olabilir. Ama siz siyasi ittifak yapacaksanız, seçimden sonrada birlikte ülkenin temel meseleleriyle ilgili olarak birlikte hareket edecekseniz bunun adı artık seçim ittifakı değildir.

POLİTİK ADAM: Çok ciddi bir ittifaktan bahsettiniz.

Zekeriya Yapıcıoğlu: Bu siyasi ittifaktır, şuan Cumhur İttifakının durumu bu değil mi? Seçim oldu, birlikte girdiler, seçimden sonrada birlikte devam ediyorlar. Şu anda bir tarafta 6 parti, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme dönme konusunda görüşmeler sürdürüyorlar, diyorlar ki biz seçimde sonrada bu sisteme dönmek için birlikte hareket edeceğiz. Zaten biraz öncede söyledik. Bir sistem değişikliğine gitmek için bir Anayasa değişikliği gerekiyor, bir Anayasa değişikliği de bugünkü Parlamento aritmetiğinde bu partiler sayısal çoğunluğu bulamadığına göre bu birlikteliklerinin seçimden sonrada süreceğini öngörmek mümkündür.

POLİTİK ADAM: Mesela, Erbakan hoca yaşasaydı, CHP ile birlikte olurdu sözü, size dokunan bir söz müdür? Yani makul görür müsünüz bunu?

Zekeriya Yapıcıoğlu: O sorunun muhatabı ben olmamalıyım diye düşünüyorum. Şimdi o cümleyi kuran Sayın Karamollaoğlu’na sorarsınız hatta yarın 14:30’da Sayın Karamollaoğlu Genel Merkezimizi ziyaret edecek, birlikte basının karşısına da çıkacağız. Arzu ediyorsanız gelip bu soruyu kendisine sorabilirsiniz.

2018 SEÇİMLERİNDE ERDOĞAN’I DESTEKLEMEKTEN PİŞMAN OLMADIK

POLİTİK ADAM: Şimdi Genel Başkanım şöyle bir nokta var. HÜDAPAR eğer bir ittifak yapmazsa seçimde, muhakkak A planı, B planı, C planı vardır. Bağımsız aday olarak girmek sizin için bir plan mıdır?

Zekeriya Yapıcıoğlu: 2018 seçimlerinde herhangi bir ittifakta yer almadık. 81 ilde adaylarımızı gösterdik ve parti logomuzla seçime girdik. Seçim pusulasının üzerinde 8 tane parti logosu vardı. 2sinin Cumhur İttifakı altında, 3’ünün Millet İttifakı altında logoları vardı. Ortada da 3 tane siyasi partinin amblemi vardı. İlk sırada yer alan HÜDAPAR’dı. Bu da bir seçenektir, ittifak içinde yer almak ta bir seçenektir ama bağımsız aday olarak girmek çok zayıf bir seçenek. 2018 seçimlerinde sadece 2 yerde, Diyarbakır ve Batman’da bağımsız adaylarla girdik, diğer 79 ilde tam listeyle girdik.

POLİTİK ADAM:  Siz geçmiş dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı seçimlerde desteklediniz mi?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Evet,

POLİTİK ADAM: Bu desteklemedeki ortaya koyduğunuz karine, görüşte bugün bir değişiklik var mı? Yani bu görüşünüzden sarfınazar ediyor musunuz?

Zekeriya Yapıcıoğlu: O gün o seçimde 6 Cumhurbaşkanı adayı vardı, bu 6 adaydan 1.turda kazanma ihtimali olan tek aday Sayın Erdoğan’dı, seçimlerin 2. Tura kalması da bir ihtimaldi, 2.tura kalsaydı biri Sayın Erdoğan, biri Sayın İnce’ydi yani CHP’nin adayı. Bu şartlar altında biz Sayın Erdoğan’ı desteklemenin uygun olacağına parti olarak karar verdik, kararımızı deklare ettik ve arkasında da durduk.

POLİTİK ADAM: Pişman oldunuz mu?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Hayır, pişman olmadık. Şimdi bu önümüzdeki seçimde kimlerin Cumhurbaşkanı adayı olacağı şuan belli değildir.

BEN HİÇBİR SİYASİ RAKİBİME BANA YARAYACAK DİYE İFTİRA EDEMEM, ONA KARA ÇALAMAM

POLİTİK ADAM: Tek adayımız var, onu da Sayın Devlet Bahçeli açıkladı, Recep Tayyip Erdoğan diye, Ak Parti kurmayları da söyledi.

Zekeriya Yapıcıoğlu: Diğer adaylar çıkmadı ortaya, diğer adaylar olmadan bir tercih yapmak ya da HÜDAPAR kendi adayını çıkaracak mı o netleşmeden bizim bir şey söylememiz doğru olmaz. Aday çıkarırsak ona destek vereceğiz.

POLİTİK ADAM: Var mı?

Zekeriya Yapıcıoğlu: İstişarelerimiz devam ediyor. HÜDAPAR Genel Başkanı hiçbir konuda tek başına karar almaz.

POLİTİK ADAM: Zaten öyle bir açıklamanız var, liderler ve genel başkanlar baskısıyla ilgili,

Zekeriya Yapıcıoğlu: Sistem tartışmaları bağlamında söylemiştim. Kuvvetler birliğinden bahsedilirken dedik ki eğer bu sistemde partiler olduğu gibi devam ederse, siyasi partilerin genel başkanları kral gibi olursa, istedikleri il ve ilçe görevlilerini görevden alabilirse, listelerin tamamını genele merkezde, liste yoklaması ile belirleyebilirlerse, dolayısıyla kimin milletvekili olacağına genel merkez karar verirse, ister Başkanlık Sistemini getirin, ister Yarı Başkanlık ister Parlamenter Sistem fark etmez. Neticede partinin genel merkezinin istediği kanunlar, yasama organından geçer, istemedikleri de geçmez. Dolayısıyla fiili bir kuvvetler birliğine doğru bir yol almış olursunuz. Bu anlamda söyledim evet, genel Başkanların yetkileri çok fazla partiler kanununa göre, Genel Merkezlerin yetkisi de öyle. Partilerin bunu uygulayıp uygulamadıkları kendi iş işleri ama ben kendi adıma söylüyorum, hiçbir konuda tek başıma karar vermem, çünkü tek başıma karar verirsem onun bütün sorumluluğunu ben tek başıma üstlenmiş olurum. Bunu da ben istemiyorum. Hani dedik, İslam bir hayat nizamıdır, biz de Müslümanız, onun bizim için konuşulduğu ölçüler değerlidir, ona uymaya çalışıyoruz. Onun koyduğu ölçülerden bir tanesi istişare etmektir.

POLİTİK ADAM: İzleyicilerimiz diyor ki bu kadar siyasi kutuplaşmanın içinde ilk defa bir Genel Başkan bu kadar lisanı halle, hatta bir izleyicimiz diyor ki derviş üslubuyla analizler yapıyor, belki siyasetin beklediği ve umduğu nokta buymuş gibi yorum yapan izleyicilerimiz var. İnşallah bu üslubunuz siyasette bir gelenek haline gelir.  Zizek diyor ki Hikayelerini bilmediklerimizdir, en çok düşman olduklarımız, biz sizin hikayenizi bilmiyoruz, siz de benim hikayemi bilmiyorsunuz. Ama sizinle konuşmadığım müddetçe birbirimizin hikayesini bilmediğimiz müddetçe yumruğumuzu sıkılı tutmanın bir anlamı yok galiba,

Zekeriya Yapıcıoğlu: Doğru, yani biz siyasetin üslubundan sürekli şikayet ediyoruz, siyaset böyle yapılmak zorunda değil. Gerçekten böyle yapılmamalı hatta. Nasıl bir üslup takınmak gerekir ben siyasi olarak eleştiririm ama onlara hakaret etme hakkım yoktur. Biraz önce söyledim, ölçümüz İslam’dır. Bizim hiç kimseye iftira edebilme hakkımız yoktur, böyle bir niyetimiz yoktur. Bunu yapamayız, Allah’tan korkarız. Ama şu anda yasal olarak siyasi partilerin birbirlerine iftira etmelerinin kanunda bir karşılığı da yok. Birisi birine iftira eder gider hukuk mahkemesine tazminat davası açar. Ama o iftira yayılmıştır ve o siyasi hareket karalanmıştır. Mahkemeye gider suç duyurusunda bulunursunuz, savcılar der ki hakaret gerçek kişilere karşı yapılabilir, siyasi partiye hakaret suçu oluşmaz diye takipsizlik kararı veriyorlar. Böyle bir sistemdeyiz. Şimdi bu sistem buna yol veriyor diye Rabbimin razı olmayacağı bir hareketi ben yaparsam ben kendi kendimi inkar etmiş olurum. Ben hiçbir siyasi rakibime bana yarayacak diye iftira edemem, ona kara çalamam. Olmayan bir şeyi varmış gibi gösterip ona o etiketi yapıştıramam.

POLİTİK ADAM: Bu üslubun değişmesini arzu ve temenni ederim.

Zekeriya Yapıcıoğlu: İnşallah olacaktır.

POLİTİK ADAM: İki tane önemli sorumuz var. İzleyiciler diyor ki Sayın Genel Başkan dedi ki, siyasi ittifak bir partinin içinde hani Cumhur İttifakını göstererek Genel Başkan bir model söyledi. O zaman bir partinin bir partiye iltihakı gibi mi olur çünkü bir başka partiden aday göstereceksiniz, kendi kurumsal yapınız devam edecek mi, böyle bir model bir partinin diğer partiyle birleşmesinden mi bahsediyor diyorlar.

Zekeriya Yapıcıoğlu: Hayır, parti birleşmesinden bahsetmiyorum, böyle anlaşılabilecek bir cümle ettiysem, bunu bir daha sarf etmemek için çaba sarf edeceğim.

POLİTİK ADAM: Cumhur İttifakını örnek gösterdiniz, gayet açık ta sizin beyanınız, Ak Parti tüzel kişiliğiyle var, MHP’de var, BBP’de var ama sadece seçimde kalmadı halen bu ittifak devam ediyor şeklinde söylediniz.

Zekeriya Yapıcıoğlu: Onu ben siyasi ittifak olarak söyledim, biri seçim ittifakı, biri siyasi ittifak, bazıları söylem olarak ta ittifak halinde olabilir. Bu siyasi ittifakında ötesine geçip aynılaşabilirler de o kendi tercihleri. Ama HÜDAPAR’ın böyle bir niyeti böyle bir yolu yoktur. En azından şu anda yoktur benim bildiğim kadarıyla fakat şunu da altını çizerek söylüyorum, bu ittifaklarla ilgili biz aramızda istişarelerimize devam ediyoruz. İstişareler sonucunda çıkan karara Genel Başkan dahil hepimiz uyarız.

POLİTİK ADAM: Şimdi Temel Bey yarın size geldi, dedi ki Sayın Yapıcı buyurun 6’lı masaya siz de buyurun dedi, teklif etti.

Zekeriya Yapıcıoğlu: Siz Temel Bey’in vekili değilseniz, bırakın bu sözü Temel Bey söylesin. Temel Bey bunu da söylese tekrar altını çizerek söylüyorum, ben oracıkta tek başıma Temel Bey’in hiçbir teklifine doğrudan doğruya partiyi bağlayacak şekilde cevap vermem. İstişarenin bereketine inanıyoruz.

BİR KİŞİNİN KENDİ EVLADINA NASIL EĞİTİM VERECEĞİNE DEVLET NİYE KARIŞSIN Kİ?

POLİTİK ADAM: Anayasa Mahkemesi zorunlu din dersleriyle ilgili bir karar verdi. Hani bu Türkiye’de çok tartışılan bir konu, zorunlu din dersleri meselesi, şimdi bu iptal kararını, bir hukukçusunuz, gerekçeli karar da daha açıklanmadı. İlkesel bazda çünkü toplumda devamlı kaşınan bir yara, özellikle Avrupa Birliğine bağlı ülkelerin çok kaşıdığı bir yara, AİHM’nin de böyle bir kararı vardı. Bu konuda ne dersiniz?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Şimdi AİHM veya Avrupa ülkelerinin bu konuda almış oldukları kararlar veya takip ettikleri şeyler çok ilkeli gelmiyor bize. Çünkü orada işin bir tarafına bakıyorlar. Yani diyorlar ki birisi din eğitimi almak istemiyorsa sen zorla veremezsin. Ama birileri de çocuğuna din eğitimi vermek istediğinde, ona engel çıkarıldığında Avrupa ona bir şey demiyor. Biz ilkesel olarak bakıyoruz ve diyoruz ki, bakın ben Zekeriya Yapıcıoğlu olarak söylemiyorum, HÜDAPAR olarak, HÜDAPAR’ın parti programından olduğu gibi okuyorum. Çocukların dini eğitimleri velilerinin istediği şekilde verilmelidir. Hiçbir çocuğa ebeveyninin istemediği bir din eğitimi verilemez. Hiçbir ebeveynin çocuğuna dini eğitim verme hakkı da engellenemez. İki taraflıdır. Birisi kendi çocuğuna dini eğitim vermek istiyorsa devletin bunu engelleme hakkı olmamalı, bu temel insan haklarına aykırı bir şeydir. Bu insani de, İslami de değildir. Ama aynı zamanda bir ebeveyn gayrimüslim de olabilir ki davaya konu meselede bir kişi beni Müslüman zannediyorsunuz ama Müslüman değilim, kendi kimliğindeki şeyi çıkarmış bildiğim kadarıyla. İslam kelimesini çıkarmış veya ben bu şekilde bu kimlikle tanınmak istemiyorum ve ben çocuğumun bu eğitimi almasını istemiyorum diyor. Peki, bir kişinin kendi evladına nasıl eğitim vereceğine devlet niye karışsın ki? Siz gayrimüslim birisinin veya İslam inancına mensup olmayan birisinin çocuğuna zorla İslam dini eğitimi veremezsiniz, vermemelisiniz. Bizim prensipte yaklaşımımız budur.

ADALET TESİS EDİLİRSE MEMLEKETTEKİ BÜTÜN SORUNLARIN TEMELİNDE BİZ ADALETSİZLİK OLDUĞUNA İNANIYORUZ.

POLİTİK ADAM: Kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Zekeriya Yapıcıoğlu: Kararda benim anlayabildiğim kadar veli kendi çocuğuna bu eğitimin verilmesini istemiyor. Ama bu talep reddediliyor. Diyor ki benim çocuğum bu dersten muaf olsun, muaf tutmuyorlar çocuğu bu da buna karşı dava açıyor. Neticede iş Anayasa Mahkemesine kadar gidiyor, mahkeme haklı buluyor daha sonra bu karar temyiz incelemesinde bozuluyor Danıştay tarafından, bunun üzerine Anayasa Mahkemesine gidiyor ve Anayasa Mahkemesi bunun insan haklarına aykırı olduğunu söylüyor. Bu şu demek değildir, zorunlu din dersi olması insan haklarına aykırıdır. Hayır, bunu bu şekilde okumamak gerekiyor. Bir ebeveynin kendi çocuğunun bu dersi almayı istememesi durumunda ona o dersi zorla vermemelisin. Seçmeli ders nedir, siz o derslerden birini seçersiniz, siz bu dersi almak istiyorum ya da çocuğumun bu dersi almasını istiyorum derseniz çocuk o dersi alır. Zorunlu ders nedir, o dersi koyarsınız, din dersi gibi derste o kişi o inanca mensup değilse bu dersin çocuğuma verilmesini istemiyorum dediğinde, o çocuk o dersten muaf olur.

POLİTİK ADAM: HÜDAPAR Genel Başkanı olarak son sözlerinizi almak isterim.

Zekeriya Yapıcıoğlu: Ben Aliya İzzetbegoviç’in iki cümlesiyle bitireyim. Derki merhum Aliya, yolumuz iktidarı ele geçirmekten değil, insanları kazanmaktan başlar. Yine bir başka sözünde güç ve kanun sadece adaletin vasıtalarıdır, yani adaleti gerçekleştirmek için vasıtalarıdır. Adaletin kendisi ise insanların kalplerinde mevcuttur, vicdanlarında mevcuttur. Aksi durumda adalet yoktur. Bizde HÜDAPAR olarak diyoruz ki önce insan, önce adalet, bizim öncelikli hedefimiz adaleti tesis etmektir. Adalet tesis edilirse memleketteki bütün sorunların temelinde biz adaletsizlik olduğuna inanıyoruz. Tesis edilirse bütün sorunlar ya halledilmiş olacak ya da çözüm yoluna girmiş olacak.

POLİTİK ADAM: Ben de buna bir şey ekleyeyim, Ebül-Ala El-Ahmedi der ki Adaletin hakemi insaftır. Hani bu siyasette insaf egemen olursa belki adaletli davranmaya başlarız. Genel Başkan’ım çok teşekkür ederim.

Bakmadan Geçme